Genel Bilgiler

Katagori : Genel Bilgiler

V Weekend Sports

Bir çok spor federasyonunun katıldığı ve etkinlik düzenlediği V Weekend Sports, Formula 1TM yarış pistlerinden Intercity İstanbul Park’ta kapılarını Türkiye’nin en büyük sağlıklı yaşam ve spor festivali V Weekend Sports için açtı.

İstanbul Doğa olarak bu festivalde Oryantiring Federasyonunu temsil ettik ve  festival alanında oryantiring yarışları düzenledik.

Dereceye girenlere Sponsorumuz Kar Spor‘dan hediyeler verildi.

Kar Spor Hediyeleri

İstanbul Doğa SK geleceğe sağlam adımlarla giderken  bu sezonki etkinlik ve organizasyon becerisini gelecek sezonda geliştirerek devam etme hedefiyle ilerlemektedir.

Bu bağlamda İstanbul Doğa SK ‘ ün kendi üretimi olan Elektronik sistemi geliştirmeye hızla devam etmektedir. Spor festivalinde de kendi cihazlarımızı kullandık ve başarılı sonuşlar aldık.

Oryantiring sporunun Türkiye de tanıtılması ve geliştirilmesi adına her zaman sorumluluk bilinciyle hareket ederek hem federasyonumuzun hem de klübümüzün gücünü arttırmaya gayret göstereceğiz.

Oryantiring takımımızın çalışma ve etkinliklerini www.istanbuldoga.org dan takip edebilirsiniz.

V WEEKEND FESTİVAL ETKİNLİKLERİ HAKKINDA

Intercity İstanbul Park’ın ilk kez 2018 yılında başlattığı festival buluşmaları yeni adı V Weekend ile devam ediyor.

     V Weekend Sports Nedir?

Dünyanın en iyi Formula 1TM pistlerinden biri olan Intercity İstanbul Park’ta, 2.300.000 m2 alana yayılmış Türkiye’nin en büyük sağlıklı yaşam ve spor buluşması. V Weekend Sports, ülkemizde gerçekleştirilen en büyük ve kapsamlı sağlıklı yaşam, spor ve kültür festivali olarak yerini alıyor.

Tüm spor dallarının buluşmasına, müsabakalarına, gösterilerine ve şovlarına sahne olan V Weekend Sports’ta farklı spor dallarından uluslararası ve ulusal katılıma açık, resmi yarışlar da yer aldı..

Katılımcılar gün boyu spor deneyim alanlarında vakit geçirdiler, sağlıklı yaşam seminerlerine ve spor workshop’larına katıldılar.

 

    MOTOR ON SUPERBIKE YARIŞLARI

2013 yılından bu yana Intercity İstanbul Park’ta motosiklet eğitimlerini, California Superbike School yarış eğitimlerini ve motosiklet pist günlerini gerçekleştiren MotorOn ekibi tarafından düzenlenen ve 5 ayaktan oluşan motosiklet şampiyonasının ilk ayak yarışı.

     INTERCITY CUP ARAÇLARI İLE DENEYİM

V Weekend Sports festivaline katılım gösteren birbirinden farklı markalar spor etkinliklerinde, oyunlarda ve yarışmalarda dünyanın en iyi Formula 1TM pistlerinden biri olan Intercity İstanbul Park’ta şanslı katılımcılar Intercity Cup yarış araçları ile eşsiz deneyimler yaşadılar.

 

    V CITY FITNESS CHAMPIONSHIP

Türkiye’nin en büyük CrossFit şampiyonası 3-4-5 Mayıs tarihlerinde V Weekend Sports’ta gerçekleşecek. 24 ülkeden 150 sporcunun katılımıyla rekabetin had safhada yaşanacağı V City Fitness Şampiyonası’nda ülkemizin en büyük CrossFit parkuru kurulacak. Kategorileri ile farklı seviyelerden sporcuların yarışacağı şampiyona şimdiden klasik bir V Weekend Sports müsabakası halini aldı.

30 ELITE MEN  10 ELITE WOMEN  30 SCALED MEN

10 MASTER WOMEN 20 BEGINNER MEN  20 SCALED WOMEN

10 MASTER MEN +35   20 BEGINNER WOMEN

 

 

   GRAN FONDO

     İSTANBUL PARK BİSİKLET YARIŞI

Gran Fondo Marmara bisiklet yarışlarının organizatörü tarafından düzenlenecek olan Gran Fondo İstanbul Park Bisiklet Yarışları dünyanın en iyi Formula 1TM pistlerinden biri olan Intercity İstanbul Park’ta V Weekend Sports festivali boyunca 1.000 sporcunun katılımı ile nefes kesen mücadelelere sahne oldu.

İki gün boyunca iki ayrı yarışın yapılacağı müsabakada ilk gün gerçekleştirilecek yarış, Formula 1TM pistinin 4 km’lik kısa pist düzeninde 10 turdan oluşacak. İkinci gün yapılacak yarış ise Formula 1TM pistinin 5.3 km’lik uzun pist düzeninde 18 tur olarak gerçekleştirildi

 

     FAMILY RUN

Efsanevi Formula 1TM pistlerinden biri olan Intercity İstanbul Park’ın zorlu parkurunda bu kez aileler yarışıyor. İster aile olarak ister arkadaş grubu olarak katılım gösterilebilen koşu yarışı, V Weekend Sports’unen ilgi çekici yarışlarından biri oldu.

 

     TECH DRONE LEAGUE

2016 yılında ülkemizde drone teknolojisini ve sporunu geliştirilmek, tanıtmak, kullanıcı adedini arttırmak amacıyla kurulan Tech Drone League, 3-4-5 Mayıs tarihlerinde 2019 sezonunun 1. etap yarışı ile V Weekend Sports’ta yer aldı.

 

 

Tags, , , , , , , ,

İlk Cemre Düştü

Cemre tarihleri: Havaya, suya, toprağa cemreler ne zaman düşecek? Cemre ne demek?

Baharın geldiğine dair en önemli işaretler olan cemlelerin tarihleri geldi. İlk olarak cemre havaya düşecek, ardından suya ve toprağa düşecek. Peki cemre ne anlama geliyor, cemrelerin düşmesi hangi konuları simgeliyor. İşte merak edilenler…

Kültürümüzün önemli parçalarından olan ve baharı müjdelemesiyle akıllara kazınan cemrelerin anlamı ne? Baharın başlamasına çok kısa bir süre kala, cemrelerin düşeceği tarihler merak ediliyor.

BUGÜN İLK CEMRE HAVAYA DÜŞÜYOR

Cemrelerden ilki 19-20 Şubat tarihlerinde havaya düşüyor. Havaya düşen cemrenin kışı yere indireceğine inanlıyor. İkinci cemre suya, üçüncü cemre ise toprağa düşüyor.

TÜM CEMRELER NE ZAMAN DÜŞMÜŞ OLACAK?

Baharın müjdecisi olan cemrelerin düşüş tarihi şu şekilde;

Birinci Cemre Havaya (19-20 Şubat),
İkinci Cemre Suya (26-27 Şubat)
Üçüncü cemre (5-6 Mart) toprağa düşer.

cemre

COĞRAFİ VERİLERE TERS OLSA DA…

Cemrenin düşüş sırasına göre önce havanın ısındığına sonra su ve yerin ısındığına inanılır. Bu bilgiler coğrafi bilgilere bir noktada çatışmaktadır. Güneş ışınları önce toprağı ısıtmaktadır. Yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtır. Meteoroloji olarak ele alacak olursak ısınma sırası toprak, hava ve su şeklinde gerçekleşmektedir. Cemre düşmesi tecrübelere dayanan bir inanış olsa da bazen cemrenin düştüğü günlerde havalar soğuyabilmektedir.

CEMRE NE DEMEK?

Arapça kökenli bir kelime olan “cemre”‘nin sözlük anlamı kor yani ateştir. Halk arasında ise sıcaklığın artması olarak bilinir. Cemrenin ilkbahar başlamadan hemen önce 7 gün arayla havaya, suya ve toprağa sırasıyla düştüğüne inanılır. Bu düşen cemreler sayesinde hava, su ve toprak ısınır.

Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır. Cemre düşmesi Türk kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Kültür ve edebiyat alanında kendine yer bulmuştur. Osmanlı zamanında Divan şairleri cemre zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazarlardı. Bu şiirlere ‘cemreviye’ denilmektedir.

Anadolu’da yaygın olarak kullanılan geleneksel halk takviminde yıl, ”kasım günleri” ve ”Hızır günleri” olarak kış ve yaz diye ikiye bölünüyor. Kasım günleri, miladi takvime göre 8 Kasım’da başlıyor ve 179 gün sonra 5 Mayıs’ta sona eriyor. Kasım günleri, 4 yılda bir şubat ayı 29 çektiği zaman 180 gün oluyor. Hızır günleri ise 6 Mayıs’ta başlıyor ve 7 Kasım’a kadar 186 gün sürüyor. Cemrelerin düşmesi, Kasım günlerinden Hızır günlerine, başka bir ifadeyle kıştan bahara geçişin sembolleri olarak gösteriliyor.

Kaynak : Sözcü

Tags, , , ,

Adventure’19 Macera turizmi ve sporları fuarında yer aldık

ADVENTURE TURKEY, macera turizmine ve sporlarına hizmet eden tesisleri, işletmeleri, ürün ve hizmet satanları, kulüpleri, seyahat acentelerini, turizm profesyonellerini ve tüm ilgilileri bu fuarda bir araya geldi.

İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen fuarda 11 Salon D10 numaralı 40’m2. ilk Standımızda  faaliyette bulunduğumuz  Spor branşlarımızı ve Derneğimizi tanıttık.

Standımızı ziyaret eden misafirlerimize, Standda görev alan gönüllülerimize, Desteklerinden dolayı Tureks Fuarcılığa ve Netpak Ambalaj‘a teşekkür ederiz.

 

Advanture19

 

Fuar Katılımcı Listesi

FİRMA ADI STAND KODU İL / ÜLKE
300 BAR DIVE CENTER D 115 ANTALYA / TÜRKİYE
AKUT –  ARAMA KURTARMA DERNEĞİ D 410 İSTANBUL / TÜRKİYE
ALTAV / ALANYA TURİZM TANITMA VAKFI D 701 ANTALYA / TÜRKİYE
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ D 154 ESKİŞEHİR / TÜRKİYE
ANEMON TURİZM D 422 İSTANBUL / TÜRKİYE
ANTALYA SUALTI DERNEĞİ D 115 ANTALYA / TÜRKİYE
ASTROPET EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİ D 105 İSTANBUL / TÜRKİYE
ATLITUR SAĞLIK SPOR VE DOĞAL YAŞAM DERNEĞİ D 521 İSTANBUL / TÜRKİYE
AYDOFF – ANADOLU YAKASI DOĞA SPORLARI VE OFFROAD KULÜBÜ D 320 İSTANBUL / TÜRKİYE
AYIŞIĞI DIVING & LEOPAR TURİZM D 520 İSTANBUL / TÜRKİYE
BİSİKLETLİLER DERNEĞİ D 120 İSTANBUL / TÜRKİYE
COSY WOLF D 611 İSTANBUL / TÜRKİYE
DALAMAN BELEDİYESİ RAFTİNG KULÜBÜ D 710 MUĞLA / TÜRKİYE
DALAMAN SARSALA GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ D 710 MUĞLA / TÜRKİYE
DEEPIST DIVING & TRAVEL D 621 İSTANBUL / TÜRKİYE
DEREBEYİ RAFTİNG SPOR KULÜBÜ D 710 RİZE / TÜRKİYE
DRAGOMAN SEYAHAT ACENTASI D 910 ANTALYA / TÜRKİYE
DÜZCE BELEDİYESİ D 800 DÜZCE / TÜRKİYE
DÜZCE VALİLİĞİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ D 800 DÜZCE / TÜRKİYE
EFE AV TİCARET D 601 İSTANBUL / TÜRKİYE
ERZİNCAN ALP ATLI SPOR KULUBU D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN BİSİKLETLER DERNEĞİ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN DAĞCILIK SPOR KULUBU D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN MOTORSİKLET SPOR DERNEĞİ KULUBÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN MUNZUR FIRAT DOĞA SPORLARI KULUBÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN OFFROAD 4X4 VE DOĞA SPORLARI DERNEĞİ KULUBÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN OFROAD 4X4 VE DOĞA SPORLARI DERNEĞİ KULUBU D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN TÜRK HAVA KURUMU EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
ERZİNCAN VALİLİĞİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ D 820 ERZİNCAN / TÜRKİYE
EXIT TURİZM / DERİN TURİZM SUALTI D 620 İSTANBUL / TÜRKİYE
FENOMEN AIR SPORTS D 421 SAKARYA / TÜRKİYE
GEZGİN DERVİŞ D 152 İSTANBUL / TÜRKİYE
GÖZTEPE AKEDEMİ SPOR KULÜBÜ D 710 İSTANBUL / TÜRKİYE
GÖZTEPE AKEDEMİ SPOR KULÜBÜ D 710 İSTANBUL / TÜRKİYE
HIKE’N SAIL TRAVEL D 710 İSTANBUL / TÜRKİYE
ISLAK MAVİ DALIŞ MERKEZİ / ARER SUALTI TURİZM DENİZCİLİK D 150 İSTANBUL / TÜRKİYE
İBB GENÇLİK VE SPOR MÜDÜRLÜĞÜ D 510 İSTANBUL / TÜRKİYE
İBB TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ D 300 İSTANBUL / TÜRKİYE
İCT-İSTANBUL KANYON VE DOĞA SPORLARI D 111 İSTANBUL / TÜRKİYE
İLİZYONİST D 110 İSTANBUL / TÜRKİYE
İOG – İSTANBUL ORIENTEERING SPOR KULÜBÜ D 161 İSTANBUL / TÜRKİYE
İSOFF – İSTANBUL OFF ROAD KULÜBÜ D 700 İSTANBUL / TÜRKİYE
İSTANBUL AKVARYUM D 810 İSTANBUL / TÜRKİYE
İSTANBUL DOĞA SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ D 310 İSTANBUL / TÜRKİYE
J-DALIŞ D 720 MARMARİS / TÜRKİYE
KAR SPOR D 311 İSTANBUL / TÜRKİYE
KAYSERİ YAHYALI BELEDİYE SPOR KULÜBÜ D 710 KAYSERİ / TÜRKİYE
KLOSDAĞ / KULVAR LOKAL SANTRAL DAĞCILIK VE DOĞA SPORLARI İHTİSAS KULÜBÜ DERNEĞİ D 145 İSTANBUL / TÜRKİYE
KUZEY KARTALI D 140 İSTANBUL / TÜRKİYE
KÜÇÜKYALI YELKEN SPOR RAFTİNG KULÜBÜ D 710 İSTANBUL / TÜRKİYE
LİMİT DOĞA SPORLARI KULÜBÜ D 710  İSTANBUL / TÜRKİYE
MOTOSİKLET OCAĞI D 160 İSTANBUL / TÜRKİYE
MOTTO AKADEMİ / GİZ SÜRÜCÜ KURSU D 121 İSTANBUL / TÜRKİYE
NASUH MAHRUKİ DOĞADA LİDERLİK OKULU D 905 İSTANBUL / TÜRKİYE
NEFES AKADEMİSİ D 130 İSTANBUL / TÜRKİYE
NEFES FARKINDALIĞI D 130 İSTANBUL / TÜRKİYE
NEOP DİVE MARITIME INDUSTRY D 610 İSTANBUL / TÜRKİYE
NORTH STAR SHOP D 722 BURSA / TÜRKİYE
PROTEC TURKEY / BLACKFISH DIVE / BYEM KARABALIK D 100 İSTANBUL / TÜRKİYE
PRUVA DALIŞ MERKEZİ D 105 İSTANBUL / TÜRKİYE
SAHİL KAMP İSTANBUL / SAHİL KÖY TURİZM D 165 İSTANBUL / TÜRKİYE
SAKLIKENT GORGE CLUB / N-M-E ULUTAŞ TUR.SEYH. D 721 ANTALYA / TÜRKİYE
SARI YAPIM D 101 İSTANBUL / TÜRKİYE
SSI TÜRKİYE / DENİZ DURU TURİZM D 522 İSTANBUL / TÜRKİYE
SUGECİRMEZ.COM / PROMAR GÖRÜNTÜLEME VE KORUMA MALZ D 420 İSTANBUL / TÜRKİYE
T.C. HAKKARİ VALİLİĞİ D 710 HAKKARİ / TÜRKİYE
TANUS ÇADIR YAPI SANAYİ D 400 GAZİANTEP / TÜRKİYE
TANUS ÇADIR YAPI SANAYİ D 500 GAZİANTEP / TÜRKİYE
TERRA NOVA CAMP / EMT EĞİTİM MÜZİK YAPIM TURİZM D 900 İSTANBUL / TÜRKİYE
TUNCELİ VALİLİĞİ D 710 TUNCELİ / TÜRKİYE
TÜRKİYE RAFTİNG FEDERASYONU D 710 ANKARA / TÜRKİYE
TÜRSAB D 411 İSTANBUL / TÜRKİYE
UNİDEN D 116 İSTANBUL / TÜRKİYE
VAN ÇATAK BELEDİYE SPOR D 710 VAN / TÜRKİYE
WINDSURF TR RÜZGAR SÖRFÜ OKULU VE MALZEMELERİ D 600 İSTANBUL / TÜRKİYE
YILDIZ DOĞA SPORLARI D 122 SİVAS / TÜRKİYE

Tags, , , , , , , ,

Kamperast ile Düzenlediğimiz Doğa Yürüyüşü Semineri

Doğa yürüyüşleri bir gezi, eğlence, turizm değildir. Dağcılık Spor Branşı altında icra edilen bir spordur.

Doğa sporları dalları arasında en ekonomik ve keyifli olanı doğa yürüyüşleridir.

Doğa sporlarının hangi dalında spor yapıyorsanız yapın; önce displin,uyum,kondisyon, dayanıklılık sonra da doğa koşullarına uyumlu hareket edebilme yetenek ve becerisine sahip olmanızı gerektirir.

Doğa yürüyüşleri ancak disiplin, uyum ve bilgi ile yapılınca güvenlidir.

İstanbul Doğa’nın tüm faaliyetlerinin temelinde “önce insan güvenliği” vardır. Bu nedenle Eğitim grubumuz doğa yürüyüşleri için eğitim semineri planlıyor ve gerçekleştiriyor.

Üçüncüsünü düzenlediğimiz  seminerde Kamperest firması destek oldu.

Türkiyenin En Büyük Doğa Sporları Mağazası sloganı ile hizmet veren firma Outdoor malzemeler üretim ve satışını yapıyor.

Kamperestin eğitim salonunda gerçekleştirdiğimiz seminere 60 katılımcı ilgi gösterdi

Seminerde misafir konuşmacımız Vücut Geliştirme Dünya 2. Şahin Bolcan ile sporcu beslenmesi üzerine harika bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Tags, , , , , , , ,

Keramet Ilıcası Yürüyüş Notları

Keramet Ilıcası Gezi Rehberi

Buluşma ve Yolculuk

Artık bir ritüel haline gelmiş Keramet Ilıcası doğa yürüyüşü yapmak ve sonrasında açık alanda kaplıca keyfi yapmak için, hava sıcaklığı İstanbul’da bile 0 derece iken, 26 kişi düştük yollara. Biz genelde Aralık veya Ocak aylarında, sonu Keramet Ilıcasında biten bu rotayı tercih ediyoruz ama yılın her ayında bu rota izlenebilir veya sadece ılıca keyfi yapılabilir tabi ki. (Ilıcayla ilgili detaylı bilgi aşağıda)

Bakırköy-İncirli’den  başlayan yolculuğumuz, Tuzla-İçmeler’e kadar E-5 üzerinde önceden belirlenen duraklardan arkadaşlarımızı tek tek alarak Eskihisar feribotuna kadar devam etti. Yine alışkanlık haline geldiği gibi kahvaltımızı feribotta yapmak için evden hazırlıklı çıkmıştık ve burada İDO’ya alternatif olarak gelen Negmar firmasının feribotuyla karşı kıyıya yani Topçular İskelesine geçtik. Burada belirteyim ki bu feribotun oturma düzenini İDO’dan daha çok sevdim.

Feribot kahvaltısının ardından aracımızla Altınova’ya kadar geçtik, burada son bir mola ile su ihtiyacımızı da bir marketten karşıladık ve Altınova üzerinden bir tarafımız uçurum olacak şekilde ve hemen yanında akan dere kenarındaki bungalovlarda bir etkinlik yapma planıyla, İznik yolunu takip ettik, yol parkur başlangıcımıza ve İznik’e kestirme olsa da köy yolları kendi özel aracınızla girmenizi tavsiye etmeyeceğim kadar bozuk diyebilirim.

Yoldan içerilere girdikçe deniz etkisi kayboldu, 300-350 metre tırmanışın etkisiyle de hava iyice soğudu, tepelerde kar görmeye başladık ve dağ köylerinin yollarına araçla girmektense yol üzerinde Bayındır Köyü’nde durduk ve yürüyüşe buradan başlamaya karar verdik. Köyde hava 1-2 derece civarındaydı ancak yerde kar yoktu, yürüyüşe yönelik hazırlıkları yaparak, son uyarıları ve sayım işlemini tamamlayarak saat 10:40’ta yürüyüşümüze başladık. (Bayındır Köyü’nde telefon çekiyor ancak internet yoktu)

Doğa Yürüyüşü

Köy içinden dağa çıkabileceğimiz ilk yollardan tepeleri tırmanmaya başladık, yürüyüşümüzün başlangıç noktasını wikiloc programı 385 metre olarak veriyordu. Orman içi patika yolları yürümeye başladık öncelikle ve yerde hafif hafif kar belirmeye başladı. Yürüyüşümüzün başlangıcı sayılabilecek ilk 2,5 kilometrelik kısmında 300 metreye yakın tırmanış yaptık yani genel olarak %12 eğim vardı, başlangıcın bu şekilde dik olması biraz zorlasa da, vücudumuzun ısınmasını sağladı. (2 arkadaşımız buradan köye geri döndüler, zaten yolda dönülebilecek son nokta da buralardı.)

Artık yerde 5-10 cm kar vardı ve yürüyüşümüz bir kar yürüyüşüne dönüştü, birkaç defa orman içlerine girdik, bu mevsim açısından sorun olmasa da bahar aylarında ormanın dikenlerle bu kadar dahi girişe izin vermeyeceğini bilmek gerekli. Ayrıca bütün doğa yürüyüşlerinde karşılaşabileceğiniz gibi burada da yürüyüşümüzün 4 km civarında sol tarafımızda bulunan çiftlik nedeniyle köpeklerle karşılaştık, arkanızı dönüp kaçmayın sürü varsa sürüye doğru yürümeyin, köpekler size saldırmayacaktır. (doğa yürüyüşlerinde dikkat edilmesi gerekenlere dair yazım için buraya tıklayın)

Yükseklik 800 metreye yaklaştığında artık yürüyüşümüz “beyaz duvara karşı” bir yürüyüşe dönüştü, zira sis, hafif kar, rüzgar 5-10 metreden sonra önümüzü görmemizi tamamen engelliyordu, yerde kar 30 cm’yi geçmişti, önde yürüyenler olarak her bir adım bizi zorlamaya başladı da diyebiliriz, yine de azmederek yürümeye devam ettik, zira bu tepelerin biteceğini ve yolun sonunda bizi sıcak suyun beklediğini biliyorduk.

Saat 1 gibi tam zirvede çoban ve avcıların yaptığı naylon brandalı korunma alanlarında öğle yemeği molası verdik, bu noktaya kadar neredeyse tamamen çıkıştan oluşan rotamız artık düzleşmeye başladı, daha sonra da iniş şeklinde değişti. 385 metreden başladığımız yürüyüş 811 metrede zirveye ulaştı, zirvede hedeflediğimiz manzarayı göremesek de günün ilk hedefine ulaşmanın mutluluğuna, rüzgar ve soğuktan buz ağaca dönüşmüş ağaçların sunduğu görsellik mutluluk kattı.

Yolu kısaltmak adına orman yolundan, arazöz yoluyla hızlı iniş yaptık, burada yerdeki taşlara dikkat etmek gerekli, kayıp düşmemek gerekli, yerdeki bitkiler kaymayı engellese de eğer yürüyüş yapacaksanız burada yolda çıkan birkaç fidanı da kırmamaya dikkat edin siz de lütfen.

Artık kar kalmadı, 8 km kadar kar yürüyüşü sona erdi ve düşündüğümüz kadar olmasa da çamurlu yollardan Keramet Ilıcasına doğru yürümeye devam ettik, zeytin tarlalarına geldiğimizde yol kenarındaki dağ çileği, muşmula, ayva toplayarak kısa da olsa zeytin tarlalarının içinden devam ederek 50 rakımda bulunan Keramet Ilıcasına saat 15:40’da ulaştık.

Aralarda yaptığımız küçük iniş çıkışları da eklersek 507 metre tırmanış, 807 metre iniş ve 13,6 km uzunluktaki rotamız 5 saat sürdü. (3 saat 50 dakika aktif yürüyüş, 1 saat 10 dakika dinlenme molalarından oluşuyor)

Yürüyüş rotamıza wikiloc linkinden ulaşabilirsiniz. (wikiloc rotamızda aracımızla gittiğimiz 700 metre de var, biraz geç kapatmışım)

Keramet Ilıcası

Öncelikle belirtelim ki aslında kaplıca ile ılıca birbirinden küçük bir farkla ayılan kelimelerdir, kaplıca “kaplı ılıca”nın dönüşmesi ile oluşmuş bir kelime, yani aslında ılıcanın üstünü kapatırsanız kaplıcaya dönüşüyor, burası bir Keramet ise bir ılıca. Keramet Kaplıcası da yaygın bir kullanım…

Keramet Ilıcası, 30 derece sıcaklığa, 1-2 metre derinliğe ve yaklaşık 800 m² alana sahip bir havuz. (birçok yerde 34-35 derece yazıyor ancak kaynak sıcaklığı o kadar olabilir, ya da hava bize soğuk hisettiriyor) Keramet Ilıcası Yalova’ya 35, Bursa’ya 60, Bursa Orhangazi’ye ise 18 kilometre uzaklıkta bulunuyor. (Konuma buradan ulaşabilirsiniz)

Kendi aracınızla İstanbul, Bursa, Yalova tarafından geliyorsanız Orhangazi İlçesine ulaştıktan sonra İznik yönüne sapıyorsunuz. 15 km kadar sonra karşınıza çıkan Keramet Mahallesi girişini geçtikten 1 km sonra Ilıca tabelasını görebilirsiniz. Ankara yönünden geliyorsanız, önce İznik İlçesine ulaştıktan sonra İznik Gölü yanından Orhangazi İlçesine doğru giderken 24 km kadar sonra kaplıca tabelalarını görebilirsiniz.

Keramet Ilıcasının otoparkı ücretsiz, girişi ise 2019 yılı Ocak ayı itibariyle 5,00 TL. Ilıca tesisi içerisinde kafeterya, (pek temiz olmasa da) tuvalet ve soyunma bölümleri, wc, kamp yeri, mescit bulunuyor. Market ise 1 km kadar uzaklıktaki Keramet Köyü’nde.

Keramet Ilıcası’na ben 3. kez gidiyorum, soğuk havanın etkisiyle kimse yoktu tabi ve bunun da etkisiyle suyun son derece temiz olduğunu söyleyebilirim, hafif koku var yine ancak sudaki küürtten kaynaklı olduğu söyleniyor, yaz aylarında ise kalabalıktan dolayı aynı temizliğin olmadığına dair bolca şikayet yazıyor çeşitli sayfalarda.

24 kişilik yürüyüş grubumuzdan 10-12 kişi Ilıcaya girmeyi seçti, özellikle kaynak tarafı daha sıcaktı, biz de tesis görevlisinin fincanda getirdiği çaylarımızı havuz içerisinde içerek havuzda yarım saate yakın güzel zaman geçirdik, ancak bu sürede hep çıkınca karşılaşacağımız soğuğu da aklımızdan çıkaramadık, zira havuz üzerindeki buhar göze güzel görünse de, kaçınılmaz son  olarak aklımıza hep dışarının soğukluğunu getirdi.

Ne yazık ki, soyunma bölümleri havuza 10 metre mesafede ve buz gibi havada, sıcak sudan çıkan ve anında titremeye başlayan bedenlerle buraya doğru koştuk ve titreye titreye giyindik, aracın içerisine girdiğimizde güzel yürüyüş ve ardından ılıca keyfi aklımızda güzel bir gün olarak hatıralar bıraktı.

Dönüş

Saatimiz artık 17:00’yi gösteriyordu, bizim de günümüz akşam yemeğimiz hariç bitti diyebilirdik, araçta yaptığımız oylamada oy birliği ile yemek için Köfteci Yusuf’a gitmeye karar verdik, en yakın olanı Orhangazi’de olduğu için buraya doğru 20 dk yolculuktan sonra ulaştığımız Türk işi fastfood sayılabilecek köftelerimizi yedik. Açıkçası ben bu kadar kalabalığa ve seri üretime bağlamalarına rağmen hızlı servisini ve tadını beğeniyorum bütün Köfteci Yusuf’ların.

18:30 gibi dönüş yoluna geçtik ve Yalova üzerinden Topçular (aslında Tavşanlı) yine Negmar ile sıra beklemeden Eskihisar’a geçtik, Feribotta başka etkinlikler üzerine yaptığımız sohbetler ile zaman da hızlıca geçti, 20:00 itibariyle İstanbul’a giriş yaptık ve katılımcılarımızı tek tek yine E-5 üzerindeki duraklarda, bu güzel günü başarıyla tamamlayan her katılımcıyı da alkışlayarak bıraktık.

Ben Bakırköy’e vardığımda saat 21:30’du, İstanbul’da da trafik olmaması güzel bir günün güzel bir sürprizi oldu benim için, artık dinlenme zamanıydı.

Başka etkinliklerde görüşmek dileğiyle, sayfamızı takip edin. Diğer gezilerimizin hikayelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz…

Doğa için İlkyardım Eğitimi

  

 

 

Doğa sporlarının güvenle ve keyifle yapılması amaçlarımız arasındadır. Bu amaç doğrultuda bir çok seminer ve eğitimler düzenledik ve dizenliyoruz.

Doğada başımıza gelebilecek her türlü kazaya hazırlıklı olmak, yanlış müdahaleleri önlemek ve ilkyardım sürecinde daha bilinçli olmak için ilkyardım eğitmenimiz Havva Uslu ile 15.01.2019 günü 4.Levent Dome Salonumuzda bu semineri düzenledik.

İşlenen Konular :

1- Genel İlkyardım  Bilgileri
2- Hasta/Yaralı ve  Olay Yerinin Değerlendirilmesi
3- Temel Yaşam Desteği bilgisi
4- Kanamalar
5- Yaralanmalar
6- Yanık, Donma ve  Sıcak Çarpmalar
7- Kırık, Çıkık ve  Burkulmalar
8- Bilinç  Bozuklukları
9- Zehirlenmeler
0- Hayvan  Isırmaları
11- Göz, Kulak ve  Buruna Yabancı Cisim Kaçması
12- Boğulmalar
13- Hasta/Yaralı  Taşıma Teknikler

faydalı olmuş olması ve hiç ihtiyacımız olmamamsı dileği ile.

 

ilkyardım Eğitimi

Tags, , , , , , , ,

Sokaktaki Dostlarımızın Yardımına Koşuyoruz

Sevgili İstanbul Doğa Ailesi ,

Doğaseverler olarak, İçinde bulunduğumuz doğanın bir parçası olan hayvanlarımızın yaşam mücadelesinde onlara destek olmak vicdani sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz.

Huysuz İhtiyar Hayvan ve Çevre Aktivisleri Derneği yıllardır haftanın iki günü yorulmadan dört ayaklı dostlarımıza yardım taşıyor.

AÇLIK NEDİR BİLİR MİSİNİZ ? SEVGİYE VE DESTEĞE İHTİYAÇLARI VAR. GEREKLİ MALZEMELER; SÜT, KURU MAMA, BEBEK VE YAŞLILAR İÇİN YAŞ MAMA, YEMEK ARTIKLARI.

 

Şimdi onlara destek olma zamanı dedik ve 06.01.2019 günü yardıma koştuk.

 

Sizlerde birdahaki etkinliğimizi beklemeden aşağıdaki şekillerde destek olabilirsiniz.

 

Nasıl Destek Olabiliriz :

1- Aşağıdaki liknten online mama satınalarak.

http://www.patifood.com/huysuz-ihtiyar

 

2-  Yukarıdaki malzemelerden aşağıdaki adrese kargolayarak :

(Toptan marketlerde 5 kilo makarna 12 TL)

Ramazan Ölçer

Altınşehir Mh Aksaray Cd Ceylan Sk No: 140-2

Ümraniye – İstanbul

0532 630 53 99

 

3-  Besleme Etkinliğine şahsen katılarak.

Her Pazar Saat 12:00 (Aşağıdaki telefondan teyit alınız.)

Kavacık Yapı Kredi Bankası karşısı Burcu Börek

 

DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

 

Sorularınız için arayabilirsiniz :

Ramazan Ölçer

0532 630 53 99

 

  

 

Tags,

Dünya Mirası Kentimiz : Safranbolu

İstanbul Doğa Safranbolu Gezisi notları ile Safranbolu Rehberi

DÜNYA MİRASI KENT - SAFRANBOLU

SAFRAN MEMLEKETİ SAFRANBOLU

Taş işçiliği ve ahşap üst katlarıyla Ülkemizin en şirin ve samimi yapılarına ev sahipliği yapan birilçesine yolculuk yapmak İstanbul’dan yollara düştük İstanbul Doğa ile…

Her mevsim güzel olsa da özellikle çevre bölgelerdeki orman ve kanyon gezilerinin de yapılabildiği sonbaharda çok daha ilgi çekici bir hale geliyor Safranbolu.

Hakkında kısaca da olsa bilgi ermek gerekirse Anadolu’nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Bölgede küçük ve kısa dönemleri bir yana bırakırsak eğer sırası ile Hititler, Frigler, Persler, Romalılar, Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Bu dönemde yöreden yetişen Kazasker Cinci Hoca, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa, Kaptan-ı Derya Salih Paşa, ünlü Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa da bir dönem Safranbolu’da ikamete tabi tutulmuştur. Özellikle Cinci Han‘ın yapılması ile İpek Ticaret Yolu’nun Safranbolu’dan geçmesi yörenin ticaret, üretim, geleneksel el sanatları bakımından ekonomisini geliştirmiştir.

Kültür Bakanlığı tarafından 1976 yılında ‘Kentsel Sit’ olarak koruma altına alınan Safranbolu; 1994 yılında UNESCO tarafından istisnai ve evrensel kültürel varlıkları bakımından DÜNYA MİRAS LİSTESİNE alınmıştır. Koruma altına alındaki eser sayısı yaklaşık 1500′ dür.

İstanbul’a 400, Ankara’ya 220 km mesafede olmasına rağmen bu iki şehir başta olmak üzere bütün çevre illerden gezginler ve özellikle yerli turistler Safranbolu’da inanılmaz bir yoğunluk yaşanmasına neden oluyor. Hele bir de 29 Ekim tatili Pazartesi gününe gelince, üstüne bir de pastırma yazı sıcakları bu tarihlere denk gelince inanılmaz bir kalabalık olacağını tahmin ettiğimiz halde 26 Ekim 2018 tarihinde Cumayı Cumartesiye bağlayan gece yola çıktık yine de…

Yolculuk

00:00’da İncirli de başlayan yolculuğumuz, Kartal’a kadar 23 kişiye ulaştıktan sonra uzun bir dinlenme molasını da içerecek şekilde sabah 8’e kadar devam etti. Bu arada sabah kahvaltı saati olarak belirlenen saate uymak için zaman zaman yavaş gittiğimiz de unutmamak gerekiyor, tabi ki kendi aracınızla gidiyorsanız çok daha iyi planlama yapabilirsiniz ancak gece yarısından sonra katılımcıları e-5 üzerinde bekletmemek için yavaş gitmeyi göz önüne alarak yola çıkmıştık.

Karabük’e vardığımızda saat 07:00’ı gösteriyordu, bu saatte şehrin üzerine düşen sis perdesi Kardemir’in su buharı ve dumanları ile birbirine karışmıştı, havanın kirliliğini ve sisi birbirine karıştırdığımızdan tam anlayamasak da uzaktan çekilen bu fotoğraf anlatmak istediğimiz hakkında bir fikir verecektir.

Sabah 08:00’de vardık Safranbolu’ya, Yeni Safranbolu bölgesinde kahvaltı yapacağımız yere, aşağıda anlatacağımız üzerine aslında artık birbirine benzese de iki Safranbolu bulunmakta. Yeni Safranbolu’nun en büyük ve ana caddesi olan Sadri Artunç Caddesi üzerinde Beyaz Köşkkahvaltı için plan yaptığımız yerdi, buraya vardığımızda henüz yeni açılmış olmasına rağmen özellikle Pınar Hanım kahvaltının hemen hazırlanması için büyük bir çaba sarfetti, aldığımız serpme kahvaltıda peynir ve özellikle de domatesin tazeliği ve doğallığı bizde bir memnuniyet yarattı, ancak daha da güzeli şöminede kendi ateşimizi yaktıktan sonra gecenin yorgunluğunu kahvaltıyı beklerken ve kahvaltı sonrasında ateşi izlerken atmak oldu. (Beyaz Kök instagram hesabı için TIKLAYINIZ)

İstanbul Doğa ile yaptığımız gezilerde şehir kalabalığından kaçıp, doğaya sığınmak bizim asıl önceliğimiz olduğundan biz önceliğimizi Safranbolu ilçesine gelindiğinde gezilecek ilk bölge olan Tokatlı Kanyonunda geçirmeye karar verdik. Tabi burada grup kararından çok rehber olarak benim kararım olsa da, Kanyon öncesine de biraz olsun doğa ve orman yürüyüşü eklemek istedim. Bu nedenle aracımız Safranbolu Bartın yolu üzerinde 5-6 km de bulunan polis noktası girişinde bir daire oluşturup sayımızı belirlemek için durduk ve sayımda grubumuzun en küçük üyesi olan Ayşe Ece dahil 24 kişi olduğumuzu tespit ettik ancak tam doğa yürüyüşüne dair kurallardan bahsederken polis noktasından bir polisin meraklı şekilde yaklaşması ve doğa yürüyüşünü ilk kez duyuyormuş gibi konuşmaları hepimizde küçük gülümsemelere yol açtı.

Doğa Yürüyüşü

Yürüyüşe başladığımız noktayı ve yürüyüş güzergahımızı tam olarak görmek için Safranbolu rotası linkine tıklayabilirsiniz. bu arada rota hakkındaki bilgileri de okumayı ihmal etmeyin…

Daha ormana girer girmez değişik türde mantarlar görmeye başladık, itiraf edeyim bir bitki ve mantar uzmanı değilim ancak yan yana duran iki mantarın da birbirinden bu kadar farklı görünüşte olduğunu ve bazılarını daha önce hiç görmemiştim.

Birkaç gün önce yağan yağmur ve muhtemelen mevsim etkisiyle hava güneşli olmasına rağmen her sabah düşen çiğ veya kırağı etkisiyle yerler çamurdu, önce biraz tırmanış ardından genel olarak iniş olan orman içi patika yolları bizi Tokatlı Kanyonunun doğu yakasına çıkardı, burada muhteşem görselliği ve olanca heybetiyle İncekaya Su Kemerini izledik ve fotoğraflama şansını bulduk.

İncekaya Su Kemeri

İncekaya Su Kemeri 116 metre uzunluğunda, 6 kemerli bir yapı. Girişi 220 cm genişliğinde olsa da orta kısımları 110 cm genişlikteki kemerin altından Tokatlı deresi akıyor. Bu kemer Safranbolu’na çokça katkısı bulunan Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından, Safranbolu’ya su getirmek için yaptırılmış. Kemerin batı tarafı yaya geçişine kapalı ve ayrıca üstüne çıkmak tehlikeli ve yasak olduğunu da belirtmek gerekli, bence siz de sadece birkaç adım üzerinde fotoğraf çektik yani önce güvenlik ilkesini ihlal etmedik.

Bu arada belirtmek gerekir ki şehir ve genel olarak bütün yürüyüş turları ile turist grupları Kanyonun batı tarafında olduğundan en güzel manzaraya biz ulaştık aslında. Ben de kanyonun bu tarafına ilk kez geçiyordum ve şimdi asıl hedefimize ulaşmak için kanyonun diğer tarafına geçmek gerekiyordu, bu yüzden kanyonun üst(kuzey) kısmına doğru yürümeye başladım, tabi elimde eşyükselti eğrileri olduğundan kanyon derinliğinin nerelerde azaldığını, nerede karşıya geçebileceğimizi biliyorum ve ona göre hareket ediyordum.

Yaklaşık 1,5 km kuzeye yürüdükten sonra kanyon yüksekliği azaldı ve dere son derece cılız hale geldi, biz de grup olarak karşıya geçebilecek bir açıklık bulabildik, 500 metre ilerde ise kanyonun nerdeyse kaybolduğunu belirtmek gerekli.

Karşıya geçtiğimizde doğa sporları için inşa edilen çadırları ve onlara bekçilik eden ilgiye ve sevgiye muhtaç köpekleri görsek de tamamen kapalı tel örgü olduğundan fazla yaklaşamadık. Şimdi tekrar geldiğimiz yönün aksine güneye doğru gitmemiz gerekiyordu, zira kanyon için önemli olan yürüyüş parkuru ve kristal teras güneyimizde kalmıştı. Tam bu sırada sanırım grupta Karadenizli olmadığından (varsa da kendini sakladığından) karadenizlilerin ters insan olma özelliğine uygun olarak ters konak gördük, lambalar, giriş kağısı, çiçek saksıları hatta bisiklet tavanda asılı şekilde aşağı sarkarken, binanın çatısı yerde temeli de havadaydı. Burada bir su molasının ardından yürüyüşümüze devam ettik.

Kristal Teras

Gördüğümüz ikinci ve daha başarılı bir mimariye sahip olan ters konak sonrası ilk durağımız kanyonun karşısından gördüğümüz cam/kristal teras oldu. Kristal teras camdan yapılmış Kanyonu 80 metreden gören ve üzerinde 70 tonu taşıyabilen bir platform olarak tepeden görmenizi sağlıyor ancak, ayakkabılara aloş giyilmeden girilmesinden dolayı camları inanılmaz derecede çizilmiş ve aşağıyı camdan değil de terasın korkuluklarından görebiliyorsunuz. Kristal Terasa giriş ücretli olup 3 TL’dir.

Kanyona tepelerden bakmak yetmedi bir de içini görmek istedik zira kanyon içi çok güzel bir yürüyüş parkuru var. Biz burada yürümek istemeyen 8 arkadaşımızla  kanyon yürüyüşü sonrası görüşmek üzere yollarımızı ayırdık.

Tokatlı Kanyonu 

Kanyon girişi ücretli, bu yazının yazıldığı 2018 yılı için 3 TL ücreti vardı ama kesinlikle değer. Merdivenlerden iniliyor kanyona ve tahta merdivenli bir yürüyüş yoluyla devam ediyor, burada iki adet kafe var, yanınızdan akan Tokatlı Deresinin sesleri arasında çayınızı içtikten sonra yürüyüşün tahta merdivenli yol bitiyor, bundan sonra ağaçların içinden devam eden bir patikadan devam ettik. Bu patika da merdivenlerle birlikte değerlendirildiğinde uzunluk, zorluk açısından kolay parkur niteliğinde,ancak heri dönmek haricinde kanyondan çıkabileceğiniz ilk nokta girişten yaklaşık 3,5-4 km aşağıda. Belirtmek gerekir ki bu parkur gerçekten güzel ve yürümeyenler için kayıp niteliğinde… Bir tarafınızdan Tokatlı Deresi akarken bazen ağaç tünellerinden bazen Şelale manzarası eşliğinde bazense kurumuş yaprakların üzerinden yürümek gerekiyor.

Bu yolu bitirip otobüsümüze ve ayrıldığımız arkadaşlarımıza kavuşabileceğimiz bir araç yoluna çıktık. Burası aslında artık eski Safranbolu‘ya yürüyerek gidebileceğiniz uzaklıkta ancak tarihi evleri de gezecek enerji bırakmanız gerekiyor.

ESKİ SAFRANBOLU

Safranbolu’nun nüfusu 65 bin civarında ancak bu nüfusun büyük kısmı yeni Safranbolu bölgesinde yaşıyor, buna rağmen bu tür tatil günlerinde  muhtemelen bu nüfus 200 bin civarında oluyordur, zira gerçekten insanlara çarpa çarpa yürüyorsunuz her yerde.

Hıdırlık Tepesi

Biz de Safranbolu’ya girdiğimizde yine enerjimizi düşünerek otobüsümüz ile Hıdırlık Tepesine kadar çıktık. Bu tepe en güzel Safranbolu Manzarasını vermesi nedeniyle gelenlerin ilk uğrak yeri olmuş durumda ancak giriş ücretli (1,5 TL), yine de kalabalık burada da devam ediyor. Hıdırlık Tepesi, Türklerin Safranbolu’ya geldikleri zaman ilk yerleştikleri tepe olduğu rivayet ediliyor. Açık namazgah var tepede, ayrıca Orhan Gazi döneminde yaşamış olan kumandanlardan Hıdır Bey’in türbesi Hıdırlık Tepesinde bulunmakta, yine Rumeli’de Köstendil Kaymakamı iken 1843 yılında Safranbolu’ya sürgün edilen Hasan Paşa ile Şeh-ületıbba Dr. Ali Yaverataman’a ait (1868-1955) türbeler de bulunuyor. Türklerin  eskiden yağmur duası ile hıdırellez kutlamaları burada yapılırmış.

Şehir seyirimiz ve fotoğraf çekimlerimizin ardından herkesin vadiye ana caddeden indiğini düşünerek hemen ara sokaklara girdik, belirtmek gerekir ki ara sokaklardan bazıları çok dik ve kaygan ve düzensiz taşlarla döşenmiş durumda, belli belirsiz bir merdiven izlenimi bırakıyor ancak biraz dikkatli inmek gerekiyor. (Burada izlediğimiz rotaya wikiloc linkinden ulaşabilirsiniz.)

Kaymakamlar Gezi Evi

Kaymakamlar Evi 18 ve 19. yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü ve yaşama biçimi yansıtan bir ev olarak 1981 yılında açılmış bir müze. Müze olunca burada da bir ücret var tabi ki, üst katlara çıkmak ücretli, ancak alt kattaki birkaç eşyayı görmek mümkün. Köy hayatından kesitler görebilirsiniz veya bahçesinde çay içebilirsiniz. Biz zamanı biraz daha kullanabilmek için bu kez grup olarak gezemeden rotamıza devam ettik ve hemen eski çarşının ortasında bulunan Cinci Han’a geçtik.

Cinci Han ve Hamamı

Cinci Han aslında bir otele dönüşmüş durumda,  eskiden 1645’te Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan bir kervansaray olarak yapılmış, bugün için harap haldeyken restore edilmiş ve yine giriş ücretli. (1,5 TL), burada artık Safranbolu için adım atmak ücrete dönüşecek durumda neredeyse diye düşünmeye başladık, size tavsiyem binaların dahi fotoğrafını çekerken dikkatli olmanız. Sanırım Safranbolu Cinci Hanı yapan Cinci Hoca adıyla anılan üfürükçü Kazasker etkisinde çok kalmış, çünkü aldığı rüşvetlerle çok zenginleşen bu hoca bir zaman devlete dahi borç verecek kadar zenginleşmiş. (Hikayesi için tıklayınız.)

Safran

Safran soğanlı, çiğdeme benzer, eflatun-mor çiçekleri olan bir bitkidir, Türkiye, İran, Hindistan, Mısır bölgesinde yetişir, batı dillerindeki yaygın adı krokus (crocus)’dur. En pahalı baharat olarak kabul edilri. Pilava çok yakışır ve ona da hafif sarı renk verir ancak çok dikkatlı kullanılmalıdır, zira vücut 1 miligramı bile sindiremez. Kleopatra’ nın karşı konulmaz çekiciliğinin önemli etkenlerinden parfümünün hammaddesi olduğu rivayet edilir, yine üfürükçüler tarafından cin çıkartmak için de kullanılır (işte Cinci Hoca bağlantısı).

Güneş Saati

Cinci Han’ın hemen karşısında bulunan İmren Lokumlarında safranlı lokumun da tadına baktık, lokum alınailecek iki yerden birisi olarak burayı ve Safrantat’ı önerebilirim. Ardından Arasta’dan ve İzzet Mehmet Paşa Camisi yanından geçerek  1661 tarihli Köprülü Mehmet Paşa Camisi avlusunda bulunan Güneş Saatini gördük. Kesme taştan yapılmış yüksekçe bir kaide üzerinde mermer bir levhaya işlenmiş olan saat 07:00 ile 17:00 arasında çok az yanılma ile saati gösterirmiş ancak şuanda çevredeki binalar ve ağaçlar güneş ışığı gelmesini engelliyor, aradan geçen yüzyıllara rağmen mermer üzerindeki çizgiler ve rakamlar hala net olarak görülmekte.

Kent Müzesi ve Saat Kulesi

Bu gezilerin ardından tekrar yokuş çıkarak Kent Müzesine vardık, bahçesinde seyirlere daldık ancak saat itibariyle müzeyi gezemedik, bina Osmanlı döneminden kalma bir yapı, eskiden hükümet konağı/kaymakamlık olarak kullanılırmış, 2000-2006 arasında  restorasyon görmüş. Buraya da giriş ücretlidir. Hemen arkasında ise saat kulesini gördük. Saat 1797 yılında yine Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır ve bugün hala çalışır durumdadır.

Eveeet yazıdan da anlaşılacağı üzere akşam oldu artık, dolu dolu bir günün ardından akşam yemeği için serbest zaman dilimin geçtik. Ben tekrar çarşıya inerek, kavurmalı safranlı pilav tercih ettim, yine rum mantısı, bükme de tercih edilebilir, kuyu kebabı bulmak ise biraz zor. İçecek tercihim ise Safranbolu gazozu olan Bağlar oldu.

Yemek sonrası gezimizin ikinci günü için hazırlıklara ve Kastamonu’na doğru yola çıktık. Günün yorgunluğunu otobüste dinlenerek ve gideceğimiz Yanık Ali Konağında atacaktık.

AzCok.Net

Tags, , , , , , , , , , , ,

Yedigöller Milli Parkı ve Gölcük Gezisi

Yedigöller Milli parkı ve Gölcük Tabiat Parkı Gezisi notları ile bu bölgede bilinmesi gereken herşey.

YEDİGÖLLER ZAMANI

Onlarca farklı tür ağacın bulunduğu bir milli park olarak Yedigöller özellikle sonbaharda rengarenk olan doğasıyla görenleri büyülüyor, bu büyünün peşine takılan binlerce ziyaretçi güzel bir haftasonu geçirmek için yollara düşüyor.

Yedigöller her mevsim güzel olsa da özellikle Ekim ayının 3. haftası ile Kasım ayının 2. haftası arasında en popüler zamanlarını yaşıyor. İstanbul’a 300, Ankara’ya 200 km mesafede olmasına rağmen bu iki şehir başta olmak üzere bütün çevre illerden gezginler özellikle Cumartesi sabah ve Pazar sabah saatlerinde girişte araç kuyruklarının oluşmasına neden oluyor.

İstanbul Doğa ile yaptığımız gezilerde ise trafiğe takılmamak, kalabalık içinde olmadan daha sakin iken gölleri gezebilmek, milli parkı dosyasıya yaşayabilmek için Cumayı Cumartesiye bağlayan gece yola çıkıyoruz. 20 Ekim 2018 gecesi de öyle yaptık, iki otobüs tam 40 kişi yollara düştük. 00:00 da İncirli de başlayan yolculuğumuz, uzun bir dinlenme molasını da içerecek şekilde sabah 7’ye kadar devam etti. Henüz hava bile aydınlanmamıştı milli parka vardığımızda.

Bu arada belirtmek gerekir ki Bolu şehir merkezine 40 km mesafede olan milli parkın yolları sürekli virajlı ve güzel değil, hatta bu yüzden büyük otobüslerin girişi mümkün değil ve yasaklı. Yine kış mevsiminde Bolu girişi kapatıldığı için Mengen üzerinden gelmek gerekmekte.

Burada belirtmek gerekir ki, göller tamamen doğal ve heyela set gölü, yani aslında akan bir derenin önünün heyelanlarla kapanması neticesinde oluşmuş küçük göllerden ibaret. Milli park içerisinde bir restaurant, iki wc, 80’e yakın bungalow ev bulunmakta. ayrıca kamp alanları da konaklama için bir başka alternatif. Milli park için giriş ücreti var, yine kamp konaklaması da ayrıca ücretli, bu ücret 2018 yılı için çadır başına 20,00 TL. kamp alanları olsa da ateş yakmak, semaver yakmak yasak ancak akşam saatlerinde bu yasağı dinlemeyenlerin çoğunlukta olduğunu göreceksiniz.

Yedigöllerin görsel şölenine uygun olarak isimlerine dair aşk hikayeleri de anlatılıyor, yasak aşkları nedeniyle memleketlerinden sürülen 7 aşık çift yaşarmış. En büyük çift Büyükgöl , en küçük olanı Küçükgöl , saz çalan çift Sazlıgöl, en çok nazlanan gelin  Nazlıgöl, yüzme bilmeyen çiftin boğulduğu Deringölü seçmiş buaralarda yaşamış. Şimdi bu gölleri bizim gezdiğimiz sırayla yeniden gezelim.

1- Büyük Göl

Biz ilk olarak Büyük Göl yakınındaki piknik/kamp alanına gittik. Güzel ve topluca yapılan bir kahvaltının ardından turumuza başladık. Büyük Göl adı üzerinde yedigöllerin en büyük gölü. Öyle büyük denildiğine bakmayın tüm çevresi 1 km civarında, yani hızlı bir tur ile 10 dk civarında, ama iskelelerde fotoğraf çekilmesi, her bir açıdan gölde görebileceğiniz muhteşem yansımaları düşündüğünüzde 1 saate yakın zamanı bu göl çevresinde geçirebilirsiniz. Göl 24.000 m² civarında bir alana sahip ve en derin yerinde bile 15 metrelik bir derinliğe sahip.

2- Serin Göl

Yedigöllerde göller biribirlerine ya yüzeyden ya da dip akıntısı yoluyla bağlı, işte Büyük Gölün hemen yanında yüzeyden ayakn bağlantıyla küçük bir göl mevcut, bu göl ise Serin Göl adıyla anılıyor, küçük diyorum ya gerçekten bütün çevresi 100 m. civarında bir uzunluğa sahip. Hemen bu gölü de yürüyüp tekrar Büyük Göl çevresini yürümeye devam etmek mümkün. Seringöl 1700 m² büyüklüğe sahip.

3. Derin Göl

Büyük Göl çevresini bitirdikten sonra hemen 20 metre yakınında (hatta yine yüzey akıntısıyla bağlı olan) Derin Göl’ü göreceksiniz. Bu gölün de derin denildiğine bakmayın en derin yerinde 10 metre derinliğe ancak sahip ve büyüklüğü de 15.000 m². Bir yamaçta yürüdükten sonra birkaç tahta köprü geçeceksiniz gölün tamamını bitirmeden, göl yürüyüşlerine ara verip biraz yokuş tırmanıp (çoğu yerde merdiven var) Porsuk Ağacı ve Gülen Kayalar’ı görebilirsiniz. Bu kayalara neden böyle denildiğini bilmesem de güzel göründükleri ve arkasından dolaşıldığında biraz macera içerdiği gerçek. Ardından ise Pisagor Ağacını görmeye gelecek sıra. Bir ağacı diğerinin üzerine devrilip kaynaşarak dik üçgen görümünü almasıyla oluşmuş bu ilginç ve güzel görünümlü ağaca Pisagor adı verilmiş. (Pisagor Teoremi: Bir dik açılı üçgende dik kenarların her birinin uzunluklarının karelerinin toplamları, dik açılı köşe karşısındaki kenarın (hipotenüs) uzunluğunun karesine eşittir. Bu teoremin formülle ifadesi şöyledir: a² + b² = c²)

4. Nazlı Göl

Derin Göl ve Gülen Kayalar’dan sonra yukarıya doğru çıkarken güzel bir şelale göreceğiz, bu şelale Nazlı Göl Şelalesi veya Göl Şelalesi gibi isimlere sahip. Şelale gölden dip sızıntısı ile akan sulardan oluşuyor ancak Yedigöller’in en güzel manzaralarından birini verdiğini de söylemek mümkün. ardından yine yaklaşık büyüklüğü 15.000 m² olan Nazlı Göl’ü göreceksiniz. Nazlı Göl milli parkın güney girişinde, yani Bolu yönünden gelen ziyaretçilerin fazlalığı ve artık saatin de ilerlediğini düşünürsek, şimdiye kadar olan yalnızlığı arayacaksınız.

5. İnce Göl

Milli park girişinin hemen sol tarafında ise İnce Göl bulunmakta, yaklaşık 6.000 m² büyüklüğündeki bu göl adı gibi uzun ince ancak uzun derken yüzlerce metre hayal etmemek gerekli, üstü sürekli yaprak ve yosun ile kaplı bu gölün.

6. Sazlı Göl

İnce Gölü bitirdinizde karşınıza üzerine yine yosun ve yapraklarla kaplanmış bir göl çıkacak bu gölün iç kısımlarında sazlar da bulunmakta, adını da buradan aldığını düşündürmekte ancak bu gölün hazırladığı güzel bir sürpriz var, görsel olarak pek bir güzellik sunmadığından ziyaretçiler gölün çevresini yürümemişler ve arka tarafları biraz yağmur ormanlarını andıran ve ıssız görüntülere sahip, bizim gibi doğa yürüyüşlerini seviyorsanız günün en güzel anlarını da yaşayabilirsiniz, ancak yine de kimse duymasın…

7. Küçük Göl

Nam- diğer Kuru Göl. evet aslında Yedigöllerde artık 7 göl yok, bu göl kurumuş durumda, yanından geçip giderken farkına dahi varmayabilirsiniz, bütün göllerin suyu azalmış, çekilmiş görmek çok üzücü olsa da bir gölün artık olmadığını görmek doğaya ve geleceğe dair kaygılarımızın artmasına yol açıyor. Umarım bu kötüye gidişi tersine çevirebiliriz.

(Buraya kadar izlediğimiz rotaya WİKİLOC üzerinden de ulaşmanız mümkün.)

Biz de madem 6 göl gördük, hadi bir göl daha ekleyelim gezimize deyip, en yakın göl olan Gölcük‘e doğru yola devam ettik. Yol üzerinde Kapankaya Seyir Terasına çıkarak kalabalığın elverdiği ölçüde doğanın tadına vardık, bu teras yaklaşık 1330 metrede yer alıyor ve 360 derece çevreyi görme imkanı sağlıyor, tabi bu yüksekliğe çıkabilmek için yol kenarında durduktan sonra yaklaşık 100 basamak merdiven çıkmak gerekiyor ama kesinlikle değer.

Gölcük

Bolu şehir merkezine 15 km mesafede olduğundan ve ayrıca yollarının daha güzel olduğu düşünüldüğünde daha kalabalık bir tabiat parkı, buradaki tabiat parkında restaurant, kafeterya, piknik ve mangal alanları bulunduğu da dikkate alındığında aslında haftasonu değil, hafta için gitmek daha keyifli olacaktır, ayrıca göl manzarasını mükemmel hale getiren devlet konuk evi de kapalı bir şekilde ancak bakımlı olarak göl kenarını süslemektedir.

Gölcük bir yapay gölettir, yani önüne set çekilen bir dere ile suni olarak oluşturulmuş, zamanla büyütülmüştür. Bütün çevresini 1,5 km civarındadır ve çevresinde bir yürüyüş yolu bulunmaktadır. Gölde bir tür olarak abant alası adı verilen balık yetiştirilmeye çalışılmaktadır, bu nedenle gölde balık tutma izne bağlıdır. Gölde hakim bitki türü göknardır.

Tabiat Parkı içerisinde herhangi bir konaklama tesisi bulunmuyor ancak izin almak şartıyla kamp yapma imkanı var ayrıca yakın bölgede çeşitli oteller de bulunmakta.

Biz de burada verdiğimiz 1,5 saatlik molayı kafeteryasında ateş başında çaylarımızı yudumlayarak bitirdik ve ardından yeniden İstanbul’a doğru yola çıktık.

İSTANBUL DOĞA ile yaptığımız bu günübirlik turu keyifli bir şekilde tamamladık, evimizden ayrılmamızın ardından tekrar eve dönmemiz yaklaşık 24 saat sürse de, bütün yorgunluğa değdiğine inanıyorum…

Kaynak :

AzÇok.Net

Tags, , , , , , , , , ,

Çadır Seçimi Nasıl Yapılır?

İster arkadaşlarınızla ister tek başına olsun kampa gitmek gerçekten de çok eğlenceli bir etkinlik olabilir. Olabilir diyoruz çünkü kamp deneyiminizin daha keyifli hale gelmesi için kaliteli bir çadır en temel gerekliliktir. Bu sebeple en iyi çadırı seçmek adına önce çadır tipini seçin, sonra özel ihtiyaçlarınıza en uygun boyut ve şekle karar verin. Seçiminizi yaparken çadırın istediğiniz özelliklere sahip olduğundan ve kaliteli malzemeden üretildiğinden emin olun.

1. Çadır Türünü Seçme

1. Çok amaçlı kullanım için 3 mevsimlik bir kamp çadırı seçin.

Kararsızsanız 3 mevsim çadır en iyi seçimdir. Hem en temel ihtiyaçları karşılar hem de ilkbahar, yaz ve sonbaharda kullanılabilir. 3 mevsim çadırlar nispeten hafiftirler, yaz aylarında iyi bir havalandırma sağlar ve mevsim normallerinde yağan yağmura karşı başarılı bir şekilde koruma sunarlar.

2. Kalabalıksanız bir aile çadırı alın.

Aile çadırları biraz daha ağır olsalar da yüksek tavanları ve çoklu odaları sayesinde ekstra alan ve konfor sağlar. Eğer kamp yapmaya araçla gidiyorsanız bu tür bir aile çadırı harika bir seçimdir. Bunun yanında sürekli olarak birçok kişiyle kamp yapmak için de iyi bir seçenektir.

3. Kışın kamp yapacaksanız 4 veya 5 mevsim bir çadır satın alın.

4 mevsim çadır olarak adlandırılmalarına rağmen esasen soğuk kış havalarına özel olarak üretilirler. Bu yüzden aşırı rüzgar, yağmur ve karla baş edebilecek sağlam malzemelerden yapılırlar. Daha aşırı ve çetin kış şartlarına uygun olan modelleri ise 5 mevsim çadır olarak nitelendirilirler. Bu tip çadırlarda gerek duyarsanız gönül rahatlığıyla havalandırmayı kapatabilirsiniz. Soğuk ve karlı yerlerde kamp yapacaksanız en iyi seçim olabilirler.

4. Motosiklet, Bisiklet ya da Otostop için tek kişilik çadır edinin.

Tek kişiyi barındıracak şekilde yapılandırılmış olmalarının yanında bu tip çadırlar genellikle hafiftir ve taşınabilir boyutlara sahiptirler. Özellikle uzun yürüyüşler, motosiklet ya da bisiklet turu veya otostopla seyahat edecekseniz maksimum 2 kg ağırlığında tek kişilik bir çadır tercih edin.

2. Çadır Boyutlarına ve Şekline Karar Verme

1. Kişi başına 2,5 metrekare alan olmasına dikkat edin.

Hangi eşyalarınızı çadır içinde muhafaza edeceğinizi, kaç kişiyle kalacağınızı ve ne kadar süre kamp yapacağınızı düşünün. Seçeceğiniz çadırın, çadırda kalacak her bir kişi için en az 2,5 en fazla 3 metrekare alan sağlaması tavsiye edilir. Teknik olarak 1,5 metrekare alan bir kişi için uyumaya yeterli olacaktır, ancak 2,5-3 metrekare alan kıyafet değiştirmenize, eşyaları depolamanıza ve hatta yemek yemenize olanak sunacaktır.

2. Çok büyük çadır seçmeyin.

3 m x 3 m boyutlardan daha büyük olan çadırlar ağır ve taşımaya uygun olmayabilirler. Bu tür çadırları kurmak için yeterli ve uygun alan bulmak da zor olabilir. Eğer 5 mevsimlik değilse büyük çadırlar oldukça dengesizdirler, ilave ipler olmaksızın rüzgarlı havalarda zorluk yaşatabilirler.

3. Para tasarrufu için kubbe tipi çadır alın.

Kubbe tipi çadır modelleri en yaygın olarak üretilen çadır şeklidir. Daha ucuz ve daha hafif oldukları için en çok tercih edilen çadır modelleri bu şekildedir. Çadırın tepesinden çaprazlama geçen esnek çubuklar sayesinde ayakta dururlar ve bu yapılarından ötürü oldukça geniş bir tavan boşluğuna sahiptirler.

4. Dayanıklılık için jeodezik bir çadır satın alın.

Jeodezik çadırlar şekil itibariyle kubbe tipi çadırlara benzerler, ancak çaprazlamasına birbirleri üzerinden geçen çadır çubuklarının üçgenler oluşturması bakımından farklıdırlar. Kışın ya da aşırı zorlu hava şartlarından kamp yapacaksanız sizin için en iyi seçim 5 mevsimlik bir jeodezik çadır olacaktır.

3. Çadırlarda Olması Gereken En İyi Özellikler

1. Kolayca kurulabilen bir çadır seçin.

Uzun ve yorucu bir günün, saatler süren bir yürüyüşün, seyahatin ya da tırmanışın ardından karşılaşmak isteyeceğiniz en son şey çadırınızı kurmak için çok fazla zaman harcamaktır. Özellikle hava kararmaya yakın ya da yağmur yağmaya başladığında hızlı bir şekilde kurulan bir çadırınız varsa minnettar olursunuz. 2 çubuklu kubbe tipi çadırlar kolayca kurulabildikleri için tavsiye edilirler. Ayrıca İngilizce’de “pop-up”, “instant”, “easy up”, “quick-opening” olarak da adlandırılan otomatik çadırlar da hızlıca kurulurlar, ancak bu çadırların taşınabilir ve dayanıklı olmadığını unutmayınız.

2. Taşınabilirlik ve hafifliğe öncelik verin.

Özellikle motosiklet ya da bisiklet sürerek kampa gitmek istiyorsanız ve hatta uzun bir yürüyüş ya da tırmanış yaptıktan sonra kamp kuracaksanız mümkün olduğunca hafif ve düşük hacimli çadırlar tercih edin. Fakat çadır veya her hangi bir doğa sporları malzemesi alıyorsanız unutmayın, ne kadar hafif o kadar pahalı demektir.

3. Bagajlı çadırla depolamayı üst düzeye çıkartın.

Bir çok kıyafet, eşya ve kamp malzemeniz varsa en az bir girişinde bagaj (ön oda) olan bir çadır seçerek depolama alanınızı genişletebilirsiniz. Bagaj kısımları çadırın ön ya da arka tarafında veya bazen ortasında yer alabilir. Bu alanlarda ayrıca yemek yapabilir, bisikletleriniz için garaj olarak da kullanabilirsiniz.

4. Tek ya da çift katmanın avantajlarını kıyaslayın.

Çadırlar tek ya da çift katmanlı olabilir. Her iki türün de iyi ve çok iyi olmayan yönleri mevcuttur. Bu yüzden hangisinin sizin için daha avantajlı olduğunu değerlendirin: Tek katmanlı çadırlar daha hafiftir ve bir miktar daha hızlı kurulurlar ancak buna karşın daha az koruma sağlarlar; çift katmanlı çadırlar ise daha fazla koruma sunarlar fakat biraz daha ağırdırlar.

5. Pencere veya gözlerle havalandırma sağlayın.

Bilhassa yaz aylarında çok fazla terleme ve boğucu bir hava eşliğinde tek odalı bir çadırda tıkalı kalmak hiç de keyifli değildir. İyi bir havalandırma sağlamak ve boğucu havayı önlemek için tavanında, kapılarında ya da duvarlarında havalandırma pencereleri ya da gözleri olan bir çadır satın almayı tercih edin.

4. Kaliteli Malzemeden Ödün Vermeyin

1. Su geçirmezlik sağlayan bir çadır satın alın

İster sadece sıcak yaz aylarında kamp yapıyor olun ister yılın her ayında kampa gidin, hava koşullarına karşı yeterli ve doğru şekilde koruma sağlayan bir çadıra ihtiyacınız olacaktır. Gerek duyulan koruma türü kampa gittiğiniz coğrafya ve iklime göre değişiklik arz edebilir, fakat üstün bir yağmur koruması alacağınız çadırda olmazsa olmaz özelliklerin başında gelir. Kumaşı, dikişleri ve tabanı su geçirmez olan bir çadır aldığınızdan emin olun.

2. Çadırınızın kumaşı yırtılmaya karşı dayanıklı olsun.

Çadırlar genellikle naylon ya da polyester kumaştan imal edilirler. Bunların her biri çadır için iyi tercihlerdir, fakat yine de yırtılmalara karşı yüksek derecede koruma sağlayan rip-stop kumaşlı bir çadır almak ilk tercihiniz olsun. Bu tip kumaşlar sağlam, hafif ve suya dayanıklı olduklarından her yönüyle daha iyi kumaş seçeneklerinden biridir.

3. Alüminyum çadır çubuklu bir çadır seçin.

Çadır çubukları karbon kompozit ya da fiberglas dahil bir çok farklı malzemeden yapılabilir. Alüminyum çubuklar ise en güçlü ve en dayanıklı seçenektir. Bu sebeple alüminyum çadır çubukları olan bir çadır seçimi en sağlamı olacaktır. Dezavantajlarının ise biraz ağır olmaları olduğunu unutmayın.

4. Dayanıklı fermuarlara sahip bir çadır alın.

Çadırınızı almadan önce kapı veya varsa pencerelerindeki fermuarlara iyice göz atın. Eğer pantolon fermuarlarına tıpatıp benziyorlarsa muhtemelen kısa sürede kırılacaklardır. Dayanıklı fermuarlar çok önemlidir, çünkü çadırınızın dikişleri ile birlikte maksimum korumanın bir parçası da fermuarlardır. Aklınızda bulunsun; çift fermuar kalitenin en bariz göstergesidir.

Video: Çadır Alacaklara Altın Tavsiyeler

Öneriler ve Uyarılar

  1. Geceleri çadırın içini aydınlatmak için iç oda tepesinde fener ya da lamba asabilecek bir çadır seçmek yararlı olacaktır.
  2. 5 ya da 4 mevsim çadır alacaksanız dikişlerinin su geçirmez bantlı olmasına dikkat edin.
  3. Yılda bir kez bantlı dikişleri su geçirmezlik spreyi ile güçlendirin.
  4. Eğer ilk çadır kampınıza gidecekseniz gitmeden önce çadırınızı kurmayı deneyin. Böylece çadırı nasıl kuracağınızı ve eksik parça olup olmadığını öğrenmiş olursunuz.
  5. Açık havada çadırı kurmadan önce zemini iyice temizleyin. Her hangi bir keskin kaya, taş, sopa cam veya çöp olmadığından emin olun.
  6. Sinekleri, örümcekleri ve diğer böcekleri dışarıda tutmak için çadır kapınızı her zaman kapalı tutun.
  7. Çok sıcak aylarda uydandıktan sonra çadırınızı toplayın ve dış tentesini gölgede saklayın. Akşam yatarken tekrar kurun. Eğer çift tenteli bir çadırınız varsa sadece dış tentesini toplamanız yeterli olacaktır.
  8. Karlı havada kamp yapacaksanız kar etekli bir çadır almayı tercih edin.
  9. Çadırın içinde asla ateş yakmayın. Çadır kumaşları aşırı yanıcıdır ve bu bir yangın tehlikesidir.

 

Makale için Kamperest ekibine teşekkür ederiz.

Kaynak :

https://www.kamperest.com/cadir-secimi-nasil-yapilir/

 

Tags,