Haberler

Katagori : Haberler

2019-2020 Doğa Yürüyüşü Sezonunu Açtık

Dr. Lida ÇİTELİ‘nin sponsorluğunda düzenlediğimiz doğa yürüyüşü ile yürüyüş sezonunu açtık. Bu etkinlik aynı zamanda İstanbul Doğanın 500. etkinliği olma özelliğini de taşıyordu.

Etkinlik sorumluları dahil 76 Kişilik bir grupla tabiat harikası Ballıkayalar tabiat parkında yüründü. Yürüyüş sonrasında ise Barbuke partisi ile dost sohbetleri deva etti.

Etkinklik Dr.Lida ÇİTELİ sponsorluğunda yapıldı ve resmi dernek üyeleri ücretsiz yararlandı.

 

 

 

Dr. Lida ÇİTELİ

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunudur. 2005 yılında T.C Sağlık Bakanlığı’ndan “Medikal Estetik Hekimi” ünvanını almıştır.

2000 yılından bu yana Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’nde görevli olup; 2006 yılından bu yana özel muayenehanesinde medikal estetik hekimliğine devam etmektedir.

Dr. Lida Çiteli; medikal estetik ve dermokozmetoloji alanında ulusal ve uluslararası bir çok kongre, seminer ve toplantıya düzenli olarak katılmakta; özellikle, botox, estetik cilt dolguları, estetik amaçlı lazer tedavileri konularında eğitimler almıştır.

Dernek üyemiz olan Dr.Lida Çiteli,  üyelerimize özel indirimler sağlamaktadır..

www.drlidaciteli.com

drlidaciteli@yahoo.com
+905424874356
+905325201414

@drlidaciteli

 


Tags, , , , , , , , ,

Yedinci Kıta

Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığını kabaca, 3,4 milyon kilometrekareyi geçti ve artık onu bir kıta saymanın zamanı geldi.

Yedinci Kıta

İstanbul Bienali’nin bu yıl “Yedinci Kıta” temasını seçmesinin ve vurucu bir reklam ile ekranlarda yer almasının ardından hayatımıza girmiş bir kavram gibi gözükse de bu tartışmalar aslında biraz daha eski. Öncelikle teknik bir mesele üzerinde durmak daha doğru olacaktır, Dünya’da kaç kıta var?

Şu anda genel olarak kabul edilen kıta sayısı zaten 7’dir: Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya, Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Antarktika. Burada herkesin aklında Amerika’nın neden 2 kıta sayıldığı (güney-kuzey) gibi bir soru gelse de aslında asıl tartışma Avrupa ile Asya’nın neden ayrı kıtalar sayıldığıdır, yani Dünya’da 6 kıta olduğunu ileri süren bilimadamlarının çoğu Avrasya’yı tek kıta saymakta ve Amerika yine 2 kıta sayılmakta, yine son aylarda bulunan Zeilandia Kıtası  gibi kaç kıta olduğu tartışmaları ayrı bir yazı konusu olabilir, bizim bugün gündemimiz Dünya’nın 6 kıa olduğu kabulü üzerine kendi yarattığımız ve diğer kıtalardan farklı olarak büyüyen “Yedinci Kıta”.

Yedinci Kıta Nedir?

Reklamlardan da anladığınız üzere Yedinci Kıta olarak belirtilen  kıta bizim çöplerimizden, özellikle de doğada çözülmesi daha zor olduğu için, 60 yıldır biriken plastik atıkların oluşturduğu çöp adaları, ancak atıklar artık adadan çok kıta olarak adlandırılabilecek boyutlarda, zira Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığını kabaca, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, yani Türkiye’nin 5 katı boyutlara ulaşmış durumda. Aslında sorunun büyüğü gözle görülemeyecek ve tamamen okyanuslara dağılmış durumda olan yüzmilyarlarca mikroplastik olsa da, artık sıklıkla Okyanus ortasında kilometrelerce uzanan çöp adaları da gözle rahatlıkla görülmeye başlandı. 2018 yılında Karayip Denizi üzerinde şişelerden, plastik poşetlerden ve tonlarca atıktan oluşan dev bir ada belirmiş bu ada BBC tarafından bu şekilde görüntülenmişti.

Hatta yıllardır farkedilmeyen bu soruna yine geçen yıl dikkat çekmek amacıyla sembolik olarak Birleşmiş Milletler’e başvuru yapılmış ve Fransa boyutlarına yaklaşan bir çöp adasının ülke olarak tanınması istenmiş durumda, Trash İsles (Çöp Adalar’ın 1 yıl içinde 100 bine yakın vatandaşı olmak isteyen kişi imza vermiş durumda, aynı zamanda pasaportu ve parası da var artık)

Yedinci Kıta Nerede?

Kuzey Pasifik Okyanusu’nda, ABD açıklarında bulunan Çöp Kıtası, okyanuslarda bulunan tek çöp bölgesi değil, aslında akıntıların etkisiyle bütün denizler ve okyanusların her yerinde hatta Kuzey Buz Denizinde bile mikro plastik atıklara rastlamak mümkün. Yine de okyanus akıntılarının etkisiyle Pasifik Okyanusunda ABD açıkları ile Şili açıklarında, Atlantik Okyanusunda ABD ve Brezilya açıklarında ve Hint Okyanusunda çöplerin daha yoğunlaşmaya başladığı tespit ediliyor.

.

Doğaya En Büyük Tehdit: İnsan ve Plastik

Okyanuslarda bulunan 1 kilometrekarede 30 bin çöp bulunduğu tahmin ediliyor, bu çöplerin büyük bir kısmı ise mikro plastik atıklar. Plastik hayatımıza sadece 60 yıl kadar önce girdi ancak günlük hayatımızın her alanında her geçen gün daha yoğun olarak kullanıldı ve bu kullanım artmaya da devam ediyor. Plastik doğada biyolojik olarak çözülmediği veya çok uzun sürelerde çözüldüğü için de çöpe dönüşüyor ve çöpler de geometrik artış ile artarak dünyayı kirletiyor ve tüm dünya yaşamını tehdit ediyor. Dünyada her yıl üretilen onlarca milyar ton plastiğin önemli bir kısmı çöp olarak denizle buluşuyor.

Her gün yüz milyonlarcası kullanılan plastik su şişelerinin suda çözülmesi için gereken zaman 450 yıl. Denizdeki plastik atıklar zamanla güneşin ısı enerjisi ile şekil değiştirip parçalanıyorlar ancak yok olmuyorlar. Aksine gıda zinciri içinde her tip okyanus canlısının yiyebileceği yarım santimetre veya altındaki büyüklüğe dönüşüyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2018 yılı plastik üretimi ve kullanımına ilişkin raporuna göre Dünya plastik kullanımının yüzde 50’si plastik ambalajdan oluşuyor ve bunların da çoğunluğu tek kullanımlık üretiliyor ve üretildiği yıl ‘çöp’ olarak dünya ekosistemine dahil oluyor. Dünyada her yıl 1 ila 5 trilyon plastik poşet tüketiliyor. 2050 itibarıyla çöplerde ve ekosistem alanlarında yaklaşık 12 milyar ton pet şişe olacak ve 2050 itibarıyla deniz kuşlarının yüzde 99’u kullanılmış plastik yutmuş olacak. Dünya’da bugüne kadar 8,3 milyon ton plastik üretildi (yarısı son 10 yılda), bugüne kadar üretilen plastiğin bugün sadece yüzde 30’u kullanımda, ancak atılan plastiğin sadece yüzde 9’u geri dönüşüme sokuldu, yüzde 12’si yakıldı, ama yüzde 79’u çöp olarak bugün karada veya nehirler, sular yoluyla denizlere ve ve okyanusa karışıyor.

Plastik Kullanımını Azaltma Örneği: Plastik Poşet

İlk kez 2002’de Bangladeş’te uygulanmaya başlanan plastik poşet yasağının en katı olduğu ülke bir Afrika ülkesi olan Kenya. Kenya’da 2017’de yürürlüğe giren uygulamaya göre, plastik poşet kullanan, üreten ya da satanlar hapis veya para cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Hatta plastik poşet kullanımını yasaklayan ülkelerin yaklaşık yarısı olan 25 ülke Afrika’da bulunuyor.

Avrupa Birliği üyesi ülkelere bakıldığında, Danimarka, Bulgaristan ve İspanya’nın da aralarında bulunduğu 10 ülkede plastik poşet kullanımı vergiye tabi tutulurken Hollanda ve İsveç gibi 14 ülkede ücretlendirme uygulanıyor.  Avrupa’da kişi başına yıllık plastik poşet kullanımı miktarının en düşük olduğu ülkeler 4 poşetle Danimarka ve Finlandiya olurken, plastik poşet kullanımının 2002’de vergilendirildiği İrlanda’da bu sayı 300’lerden İngiltere’de 140’tan 20’ye düştü.

Türkiye’de 2019 yılbaşından itibaren ücretli plastik poşet uygulaması hayata geçirildi. Türkiye’de ortalama 440 olan kişi başına düşen yıllık plastik poşet kullanımının 2019 sonunda 90’a, 2025’te ise 40’a düşürülmesi hedefleniyordu, ilk 8 ay içerisinde 2019 hedefine ulaşılabileceği hatta daha da altına inebileceği görülüyor.

AzCok.Net

Tags, , , , , ,

Doğa yürüyüşleri için gerekli malzemeler.

Her faaliyetin, her sporun kendine göre malzemeleri vardır. Bu malzemeleri mevsim ve bölge gözetmeden olmazsa olmazlar, mevsim ve yere göre de gerekecek malzemeler olarak ayırarak kullanırız. Malzeme seçiminde dikkate alınması gereken en önemli husus; malzemelerin maksada uygunlukları, çok amaçlılıkları, sağlamlıkları ve hafifliklerinin göz önünde bulundurulmasıdır. Malzemelerde doğru olanı kullanmak kadar akılcı olarak da seçim yapmak gerekir. Trekkingde öncelikli malzeme giyimdir. Bunun nedeni yürüyüşte en önemli şeyin vücut sağlığı olduğudur. Vücut sağlığını bozmayacak rahatlıkta ve ferahlıkta giyim malzemeleri gereklidir. Trekking de konaklama, yani kampta yapabileceğimiz için kamp malzemeleri de gerekmektedir. Açıklamasını yaptığımız tüm kamp malzemeleri kampçılığın temel ABC malzemeleridir. Standart malzemeler olarak ele aldık ancak konfor isteğinize ve şartlarınıza göre çeşitlendirmek sizin elinizde. Kitabın sonunda tam liste verdik faydalı olacaktır. Şimdi önem sırasına göre malzemelerimizi tanıyalım. 

Standart ( Olmazsa Olmaz ) Malzemeler :* Aşağıda listesi bulunan malzemeler olmadan doğada yürüyüşe çıkmayın ve bu malzemeleri kullanmakta ustalaşın. kullanmakta ustalaşın. Yürüyüş için ortopedik, ayağa ve yere iyi tutunan yürüyüş botu ( mevsime göre bot seçilmelidir.

Malzeme Listesi:
– Bot
– Bot Fırçası
– Tozluk
– Su Şişesi
– Pusula
– Şapka
– Düdük
– Sırt Çantası


*Yazlık Bot ;Yazlık botun çok iyi havalandırma sağlaması, bileği koruması ama hafif ve yumuşak olması gerekir. Gore-Tex botlar yazın uygun değildir, botun tozdan ve kirden özel membranı zarar görür. Güneşin zararlı ışınları da Gore-Tex astar için zararlıdır. En iyi yazlık trekking botları cordura kumaş ve süet deri olarak üretilenlerdir. Kışın yapılacak yürüyüşlerde kullanılacak botların da suya dayanıklı, tabanları sağlam ve dişli olması tercih edilmelidir. Gore-Tex botlar tercih edilmelidir. Pahalı bulanlar deri botlarını Waxlayarak su geçirmez hale getirebilirler.

*Kışlık Bot ;Kar yürüşleri için kalın deri botlar tercih edilir kar olmayan havalarda ise su geçirmez bot idealdir. Gore-Tex botlar tercih edilebilir.

Her türlü bot ile yürüyüş yapamazsınız. Yürüyüş botlarının en belirgin özelliği arka tarafları alçaktır bu yürüyüşü kolaylaştırır. yürüyüş botlarında taban çok önemlidir. Eğer botunuzun tabanı rahat değil ise ilaveten silikon taban edinebilirsiniz.

*Bot Fırçası ; küçük 10cm boyunda plastik fırçadır. Yürüyüş sonrası bulduğumuz bir suda botlarımızı temizleriz.

*Tozluk : Tozluklar kı yürüyüşlerinde çok önemlidir, botun üst kısmından başlardize kadar uzanır botun yukarıdan su almasını önler, yürüyüş pantalonunun çalılardan yırtılmasını önler. ve paçalarınız kirlenmediği için rahat bir dönüş yolculuğu yaşarsınız.

*Su şişesi veya matarası ( alüminyum olmalı ) Yanınızda taşıdığınız su bitebilir, temiz bir su kaynağı bulduğunuzda sağlam bir su kabına ihtiyacınız olacaktır. Her zaman bir matara sahibi olmak pet şişe ile su götürmekten daha iyidir. Pet şişenin kendini çöp gibi göstermek ve attırmak özelliği bilinen bir gerçektir. Size tavsiyemiz plâstik veya alüminyum askeri mataraları kullanmayın. Boş halde bile ağır olurlar. En iyi seçim, alüminyum su veya çanta içine konulan ve bir hortum vasıtası ile su içilen koku yapmayan ve extreme ısı farklılıklarına dayanıklı plâstikten yapılmış su torbaları olacaktır.*Düdük Gruptan kopabilirsiniz, kaybolabilirsiniz, bir yere yuvarlanıp bir yerinizi yaralayabilirsiniz. Ne ile diğer yürüyüşçüleri uyarıp, yerinizi belli edeceksiniz? Düdüğün tiz sesi sizin sesinizden üstündür ve daha uzaklardan duyulabilir. Bulabilirseniz bir tarafı termometreli bir tarafı pusulalı modelleri tercih edin ve düdüğünüzü kesinlikle bir iple boynunuza veya gömleğinizin düğmesine asın, asla da kaybetmeyin.

*Pusula ( büyük veya küçük fark etmez ) Basit bir yürüyüşte yürüyüşe hangi istikametten başladığınızı bilmeniz gerekir. Yönünüzü muhafaza etmek için gereklidir. Tam bir pusula almak istiyorsanız, tercihiniz her zaman SILVA tip veya mercekli askeri pusulalar olmalıdır. Pusulasız doğa sporcusu olmaz.

*Şapka Yaz/Kış gereklidir. Bir şapka ile güneşin altında en az iki saat daha fazla kalabilirsiniz. Çok soğuk bir ortamda da ısı kaybınızı asgari düzeyde tutabilirsiniz. Geniş kenarlı şapkalar Yaz/Kış idealdir.

*Ateş başlatıcı malzeme ( kibrit, çakmak, varsa magnezyum çubuğu v.b. ) Yürüyüşte suya düştünüz, hava güneşli ama esinti fazla veya akşam karanlığında kayboldunuz. Ateş en büyük kurtarıcıların başında gelir. Suya dayanıklı veya ıslanmaya karşı önlem alınmış malzemeler kullanın. Normal bir kibriti balmumuyla veya üzerine mum eriterek su geçirmez hale getirebilirsiniz.

*Rüzgârlık veya yağmurluk Molalarda terli halde esintide kalabilirsiniz, böyle bir durumda bir rüzgârlık hayat kurtarıcı olacaktır. Hava bir anda döner ve sağanak verebilir, yanınızda getirdiğiniz yağmurluk hele hele en iyisi bir panço sizi koruyacaktır. Pançolar çadır olarak bile işlem görebilir. Doğada garanti diye bir kelime yoktur. Garantinizi siz sağlamaya çalışın.

*Düdük ; Düzük çok önemlidir, doğada haberleşme çoğunlukla düdük ile sağlanır. her yürüyüşcünün bir düdüğü mutlaka olmalıdır.

*Sırt çantası ; Yazın daha ufak, kışın biraz daha büyük çanta kullanılır. Yazın içine koyulacak malzeme miktarı kışa göre biraz daha az olduğu için 35 Lt. lik bir çanta yeterlidir. Kışın ise 40 Lt. den başlayan çantalar sağlıklıdır. Çantalarınızın yanlarında mutlaka su şişesi veya matara cebi olmalıdır.

*Ek Gıda ve İlk Yardım kiti Her ne kadar rehberlerinizde ilk yardım çantası olsa da siz genede yanınızda basit ilk yardım malzemelerinden bulundurun. Yara bandı, bir adet bandaj gibi. Bunların dışında sürekli kullandığınız bir ilaç varsa yanınızda bulundurun ve konu hakkında rehberinizi bilgilendirin.

Mevsim ve Bölgeye Göre ( Gerekecek ) Malzemeler: ( Duruma ve ihtiyaca göre kullanılan malzemelerdir. ) *Bere, eldiven, balaklava ( maske ) *İç giyim *Orta giyim * Dış giyim * Bileği saran bot * Baton * Tozluk * Mayo, şort * Spor ayakkabı, sandalet * Dudak kremi, güneş kremi * Güneş gözlüğü * Alın veya el feneri .

Etkinliğe özel ihtiyaç olduğunda bunlar etkinlik detaylarında belirtilecektir. size katılacağınız tur ile ilgili gereken malzemeleri söyleyecektir.

Bu malzemeleri temin edebileceğiniz yerleri yakında size buradan duyuracağız.

Tags, , , , ,

İlk defa doğa yürüyüşü yapıp kamp çadırı kurdular

 İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği, Bağcılar Belediyesi’nin de desteğiyle ‘Engelsiz Doğa’ projesi için harekete geçti.

OTİZMLİ 30 GENÇ DOĞA İLE BULUŞTU

Hayatlarında hiç doğa yürüyüşü yapmayan Bağcılar’da yaşayan 30 otizmli genç sabah saatlerinde evlerinden alındı. Doğa gönüllülerinin refakatinde önce Atatürk Arboretumu’na gidildi. Burada yapılan kısa bir yürüyüşün ardından Belgrad Ormanı’na geçildi. Doğa gönüllüleri ve otizmli gençler 5 kilometrelik bir doğa yürüyüşünün ardından Kirazlı Bend’e ulaştılar.

DOĞA TEMİZLİĞİ YAPILARAK KAMP ÇADIRI KURULDU

Doğa gönüllüleri ve engelli gençler bir süre çevre temizliği yaptıktan sonra, şarkılar türküler eşliğinden hayatlarında ilk defa kamp çadırı da kurdu. Otizmli gençler doğanın güzelliğini doyasıya yaşadı.

“YILDA EN AZ İKİ PROJE YAPACAĞIZ”

İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği Başkan Yardımcısı avukat Mehmet Çiçek, “Doğa, sadece engelli olmayan insanlara ait değildir, engellilerin de doğaya yeşile temiz havaya ulaşım ve erişim hakkı bulunmaktadır. Bu tür projeler bizi çok mutlu ediyor, her yıl en az 2 defa engelli dostlarımızla doğa buluşmaları gerçekleştirmeyi planlıyoruz” dedi.

Kaynak :
https://www.haberturk.com/ilk-defa-doga-yuruyusu-yapip-kamp-cadiri-kurdular-2453107

Federasyon Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ersan Başar misafirimiz oldu.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Dağcılık Federasyonu başkanı Prof. Dr. Ersan Başar kulubümüzün davetlisi olarak istanbula geldi ve bizlere Antartika sunumu yaptı, sunumunda  bilimsel hedefleri olan ülkelerin Antarktika’da bulunmaları gerektiğini, dünyanın geçmişin bu bölgede bulunduğunu ve ancak buranın keşfedilmesiyle dünya geçmişinin anlaşılabileceğini ifade etti.
 85 Kişinin katıldığı sunum Levent’deki eğitim salonumuzda gerçekleşti.

Prof. Dr. Ersan Başar sunumunda, dünyanın keşfedilmesi için öncelikle Antarktika’nın incelenmesi ve keşfedilmesi gerektiğini söyledi. Antarktika’ya Bilim Üssü Kurulması Projesi kapsamında son üç yıldır bölgeye gittiğini belirten Başar,  gittiği dönemde lider yardımcılığı ve kamp liderliği görevlerini gerçekleştirdiğini ifade etti. Bu durumdan gurur duyduğunu belirten Başar, Antarktika Anlaşması’na uygun şekilde şu ana kadar geçici üslerin kurulduğunu bu üslerin daha sonra kalıcı bir hale getirileceğini ve inşa edilecek üslerin dördüncü nesil olacağını, modern bir şekilde yapılacağını ve kendi enerjisini üretebileceğini ifade etti.

3 yıllık süreçte Antarktika’da 40’a yakın proje üzerinde çalıştıklarını belirten Başar, bölgenin hava koşullarının her zaman çalışılması için uygun olmadığını dile getirdi. Antarktika’nın içerdiği gerek mineraller gerekse su kaynakları dolayısıyla fazlasıyla zengin olduğunu ifade Başar, bölgenin korunmasının dünya için çok önemli olduğunu belirtti. Bölgenin adeta bir laboratuvar olduğunu belirten Prof. Dr. Ersan Başar, “Ülke olarak büyük bilimsel hedefleriniz varsa orada olmanız gerekiyor.” dedi. Antarktika’yı dünyanın kara kutusu olarak nitelendiren Başar, dünyanın geçmişinde olan pek çok bilginin buzulların altında olduğuna dikkat çekti. Bölgede bulunan canlı türlerinin keşfedilmesi gerektiğini ifade eden Başar, bölgede daha çok çalışmanın yapılması gerektiğini, bu açıdan da bilime daha çok destek verilmesi gerektiğini belirtti.

Sunumdan katılımcılar sayın Başar ile sohbet edip resim çektirme fırsatı buldular.

Tags, , , , , , , , ,

Kanyon Eğitimi

Bildiğiniz gibi yaz aylarında etkinliklerimiz dere ve kanyon yürüyüşleri olarak devam eder.  Kanyon sezonunu açmadan önce Dağcılık spor branşının bu disiplini hakkında bir eğitim planladık. İstanbul Kanyon Kulübümüz ile organize ettiğimiz eğitim etkinliğine 24 sporcumuz katıldı.

Etkinliğin İçeriği :

– Kanyon sporuyla ilgili kısa bilgilendirme
– Kişisel malzeme tanıtımı
– İp inişinde kullanılan kişisel ekipmanlar
– Çantaya İp sağma
– Kaskın askısına karabi
– Elle bir ters bir düz
– Kemere karabine oradan çantay

– isveç oturağı sarmalı ve kapalı perlonla

– İp inişinde dikkat edilmesi gerekenler
– İniş sırasında çeker yönünü göre hareket
– İnişi yavaşlatma
– İnişi durdurma kilit atma
– Teaorik bilgilerden sonra

 

Pratik Uygulamalar :

4 parkurdan oluşan istasyonlarında 6 pratik uygulaması yapılacaktır.

1 -) Basit parkurda ip inişi
2 -) Dik parkurda ip inişi
3 -) Dik parkurda Jumar güvenliğinde tırmanış
4 -) Takılgeç Hattında ilerleme
5 -) ZipLine hattında klavuz ip ile kayarak ilerleme
6 -) ZipLine Hattında kendi emniyetini alarak ilerleme

İstanbul Doğada Kanyon Eğitimleri Devam edecek.

Tags, , , , , , , , ,

23. Dedegöl Dağcılık Şenliği

Bu defa da bizleri;

Isparta’nın güzel ilçeleri aksu ve Yenişarbademli Arasında  2998 metrelik doruğuyla heybetle yükselen Dedegöl dağı çağırdı.

Etudosd  ( Eğirdir turizm  tanıtma ve   doğa sporları  derneği ) tarafından bu yıl  23. sü düzenlenen ‘’ Dedegöl dağcılık şenliği’’,  1700 metredeki melikler yaylasında çok sayıda kulübün ve dağcının iştirak ettiği bir festival havasında gerçekleşti.

Biz de İstanbul doğa dağcılık şubesi olarak 16 sporcumuzla katıldık ve  dedegöl’ ün 2998 metrelik muhteşem zirvesine tırmandık.

Katılan Sporcularımız :

 RAMAZAN GüNAY  TOPRAK EROL Bu Kişi Bir Explorer
 GüRHAN BAHÇA  AKCAN ERDöş
 NAKİ GÌLŞEN  SERDAR YANıKCı
 BAşAK ÇELİK  ALİ SERKAN KANDUR
 SERKAN YATKıN  MURAT AKAN
 YıLMAZ KURŞUN  MEHMET ÇELİK
 ERCAN ALBAYRAK Bu Kişi Bir Explorer  KENAN ORUÇ
 AYFER REFYA  AHMET NURCAN

Tags, , , , , , , , ,

Frigya Etkinlikliğimiz

Geçen yıl sonunda Sn. Prof.Dr.Hüseyin Sarı’yı misafir etmiştik İstanbulda.

Sn. Prof.Dr. Hüseyin Sarı Frig Yolu’nu hayata geçiren ekibin üyelerindendir ve aynı zamanda Merkezi Antalya’da bulunan Kültür Rotaları Derneği’nin kurucu üyelerindendir.

Bizlere harika bir sunum yapmıştı Frig yolu ile ilgili. Derhal yıllık planımıza aldık ve ilk sportif faaliyetimizi 17.05.2019-21.05.2019 tarihleri arasında gerçekleştirdik.

Yola 17.05.2019  Cuma gecesi çıktık ve sabah saatlerinde Eskişehir – Kütahya – Afyonkarahisar’ın tam ortasında bulunan Yazılıkaya mevkiindeydik.  Eski bir değirmenden bozma Tutkun Kafede kahvaltımızı yöreye has Hırçın Böreği ile yaptık. Yazılıkaya ve çevresi ile gezimize başladık.

Frigya Frigya;  günümüzde Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir illerinin tamamı; Kütahya ilinin büyük bir bölümü ile Konya, Isparta ve Burdur illerinin kuzeyinde kalan coğrafyanın antik dönemdeki adıdır. Bölge bu adı, M.Ö. 7. yy’da bu topraklarda parlak bir uygarlık kurmuş ve geride birçok anıt bırakan Frigler’den almıştır. Bu geniş topraklar içinde Friglerin en etkili oldukları bölge ise arkeoloji literatüründe Dağlık Frigya olarak adlandırılan Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerinin kesiştiği bölgedir.

   

FRİGYA Tarih Bölgeye adını veren Frigler, Hititlerin dağılmaya başladığı M.Ö. 1200 yıllarından itibaren Balkanlar’dan Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’ya giren Trak (Balkan) kökenli halklardır. Bu göçler sonucu bölgeye yerleşen Frigler M.Ö. 9. yy başlarından M.Ö. 7. yy başlarına kadar Eskişehir Ovası, Sakarya nehrinin kolları, Afyonkarahisar, Kütahya ile Ankara’nın doğu ve batı bölümlerini kapsayan geniş bir alana yayılan güçlü bir krallık kurmuşlardır. Friglerin ilk kralı, başkente de adını vermiş olan Gordios’dur. Oğlu Midas ise en meşhur Frig kralıdır, öyle ki Midas’ın adı dünyaca bilinen iki efsaneye konu olmuştur.

Friglerin kurduğu krallığın siyasi başkenti Polatlı yakınındaki Gordion’dur (Yassıhöyük Köyü). Frig Krallığınaın başkenti Gordion’un yanı sıra Pessinus (Ballıhisar, Sivrihisar), Midaeum (Karahöyük), Dorylaeum (Eskişehir) ve Midas (Yazılıkaya Köyü, Han) diğer önemli Frig kentleridir. Midas şehri diğer Frig yerleşim yerlerinden farklıdır. Yüksek kaya platosu üzerinde kurulu kentte en görkemli Frig eserlerini; Yazılıkaya Midas Anıtı, Bitmemiş Anıt, sunaklar, antik yollar vs. görmek mümkündür.

Yazılıkaya Midas Anıtı’nın yanı sıra Afyonkarahisar sınırları içinde bulunan Köhnüş Vadisi’nde bulunan Aslantaş, Yılantaş ve Maltaş; Döğer yakınlarındaki Aslankaya, Burmeç Anıtı, Büyük ve Küçük Kapıkaya önemli Frig anıtlarıdır. Bunların dışında Ayazini, Kümbet, Yazılıkaya ve İnli civarlarında birçok Frig eseri vardır. Friglerin ardından Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliği altına giren bölgede bu dönemlere ait eserlerin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Kümbet köyünde Solon’un Mezarı, köye adını veren Selçuklu eseri Himmet Baba Kümbeti bulunmaktadır. Bizans döneminde adı geçen Seyitgazi’de (Nakoleia) Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve ayrıca Ayazini köyünde Frig eserlerinin yanısıra Bizans ve Roma dönemine ait eserler bulunmaktadır.

 

Frigler, M.Ö. 7. yy’da Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerlerin saldırısı sonucu etkin güçlerini yitirmişlerdir ama varlıklarını küçük gruplar halinde sürdürmeye devam etmişlerdir. Frig Yolu (www.frigyolu.com) Frig Yolu, Friglerin hüküm sürdüğü Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illeri arasında kalan bölgede, antik yürüyüş yolları esas alınarak oluşturulmuş ve uluslararası standartlarda işaretlenmiş uzun yürüyüş ve bisiklet yoludur. Yol, üç farklı noktadan; Gordion (Ankara), Seydiler (Afyonkarahisar) ve Yenice Çiftliği (Kütahya) başlayarak Frigya topraklarına girer ve Friglerin kalbi Yazılıkaya-Midas kentinde (Eskişehir) birleşir. 506 km uzunluğundaki yürüyüş yolu Frig, Roma, Bizans ve Selçuklu uygarlıklarının özgün eserlerinin görülebileceği mekanların yanı sıra Frig Vadilerinin sıradışı dokusunu ve dingin atmosferinin solunabileceği muhteşem güzergahları takip eder.

 

Rota Hakkında :

Frig Vadilerinde Friglerin izlerini günümüz gezginlerinin sürmesi için oluşturulmuş uluslararası standartlarda uzun yürüyüş ve bisiklet yoludur. Üç noktadan başlayıp Frigya topraklarına giren yol Friglerin dini merkezi niteliğindeki Yazılıkaya Midas kentinde birleşir. Yolun toplam uzunluğu 506 km’dir ve yolun takibini kolaylaştırmak için rotanın tamamı uluslararası standartlarda kırmızı-beyaz renklerle işaretlenmiştir. Ayrıca yürüyüşçüleri bilgilendirmek için rota başlangıç-bitiş noktalarına bilgilendirici panolar ve önemli kavşak noktalarına da yön tabelaları dikilmiştir.

Frigya’daki antik yerleşim yerlerini birbirine bağlayan antik yollar Frig Yolu’nun ana temasını oluşturmaktadır. Bu ana temanın yanı sıra Frig Yolu, Frigya’nın atmosferini doğaseverlere bir bütün olarak sunmak ve yürüyüşü keyifli kılmak için bölgenin doğal, tarihi, jeolojik, kültürel vb. gibi diğer öne çıkan bileşenlerini de içerecek şekilde tasarlanarak hayata geçirilmiştir.
Frig Vadileri yılın her mevsimi farklı güzellikler sunar; ancak yürüyüş için en konforlu zaman ilk ve sonbahardır. Bölgede yılboyu su sorunu yoktur.

Programımız :

1. Gün: 18.05.2019 Cumartesi

00.00 İstanbul’dan hareket ettik, Bozüyük->Eskişehir->Seyitgazi üzerinden Yazılıkaya’ya varışımız sabah saat 07:30 gibi oldu.

Sabah Kahvaltımızı Eski bir değirmenden bozma Turkun Kafede  Bölgeye özgü  Hıçın börek ile yaptık. börekler gerçek çok lezzetliydi ve oldukça bol porsiyondu. Kafe çalışanları fazla gelen börekleri yanımıza almamız için kağıt torbalar dağıttı. Öyle yemeği için güzel bir kumanya oldu.

Midas Anıtı ve Yazılıkaya platformunun gezdik. Yerel rehberimiz Tanjunun da dediği gibi gerçekten başka bir dünyadaydık. Günümüzden yaklaşık 3.000 yıl önce inşa edilen tapınak ve mezar odalarını  bizleri etkiledi.

Frig Yolu’nda yürüyüşe başladık  (Çukurca-Kümbet (Rota-2.18 (12.6 km)) Parkur inanılmaz güzeldi. Birçok kültür rotasından daha tematikti. Likya yolundan eksiği deniz manzarasıydı ama fazlası tarihin kokusu ve coğrafyasıydı.

Güzel bir çeşmede mola verip öğle yemeğini Tutkun kafe’den yanımıza aldığımız Hırçın börekleri ile yaptık.

Yemekten sonra  Kümbet köyüne ulaştık köy kahvesindeki kısa bir moladan sonra   Kümbet’deki Frig eserlerinin gezdik.

akşam konaklayacağımız Çukurca Köyündeki  Midas Hana geçtik.

Bölgede çok fazla konaklama tercihi yok. Aslında bu kötü değil çünkü gölge henüz alternatif Turizm’in rantına teslim olmamış. Civarda, köylerde bir tek hediyelik eşya satan bir dükkan bulamazsınız. Tüm açık hava müzeleri ve diğer tarihi eserleri gezmek ücretsiz ve biletsiz.

Midas handan bahsetmek istiyorum biraz. Midas han eski bir konak başarılı bir şekilde restore edilerek mini hotele çevrilmiş. 10-15 kadar odası var. 2, 3 ve 4 kişilik. Ayrıca çadır konaklama için güzel bir bahçesi var.

Bahçeden Hana girdiğiniz anda farklılığı hissediyorsunuz. Tesis çok temiz ve tüm ayrıntılar düşünülmüş. Çadır alanındaki ortak tuvalet ve banyolar bile çok temiz ve şampuanına kadar düşünülmüş.

Daha sonra tesisin ortaklarının (Aynı zamanda çalışan) Hollanda ve Almanyalı olduklarını öğrenince bu farkın sebebi ortaya çıktı.

Güzel bir akşam yemeğinden sonra sohbet ve muhabbetle odalarımıza çekildik.

2. Gün 19.05.2019 Pazar

Sabah Midashan’da kahvaltı açık büfe kahvaltının ardından çukurcadan ayrıldık ve Afyonkarahisar sınırları içindeki Ayazini Köyüne geçtik.

Kısa bir ve güzel bir parkurda yaklaşık 2-3 Km yürüyerek  Avdalaz Kalesine ulaştık. Rota-1.9 (2 km))

Üçler kayası köyündeki Frig Evinde yer sofrasında bizler için hazırlanan köy yemekleri ile öğle yemeği yedik. Bizleri çok güzel ağırlayan ev sahiplerimize köylülere buradan tekrar teşekkür ederiz.

Yemekten sora Frig Yolu’nda yürüyüşe devam ettik  (Burmeç Anıtı-Aslankaya Anıtı (Rota-1.13 (8.6
km)))

Saat 18.00 gibi konaklayacağımız  Üçlerkayası Köyü Frig Evine ulaştık, akşam yemeğinde  yöreye özgü Kaz yemeği sunuldu bizlere. Sies bulguru Kaz eti, salata, turşu, organik Vişne suyundan oluşan menü yer sofrasında bir başka lezzetliydi.

Çok büyük olmayan Frig evinde ve bahçesinde çadırda konakladık.

3. Gün 20.05.2019 Pazartesi

Frig evinde harika bir köy kahvaltısı yaptık ve araçla Döler’e geçtik.

Döğer Kervansaray’ı  ziyaret ettik. Kervan saray başarılı bir şekilde restore edilmiş ve eski eşyalar kilimlerle dekore edilmişti. Kervan sarayı gezmek ücretsizdi. ne bir köşesi kafeye çevrilmiş nede sağında solunda hediyelik eşya satılıyordu.

Saat 11:00 gibi Frig Yolu’nda yürüyüşe devam ettik  (Burmeç Anıtı-Demirli Köyü (Rota-1.12 (7.1 km)))

Öğle yemeğini Emre gölü kenarındaki tesiste aperitiflerle çözüp Frig Yolu’nda yürüyüşe devam ettik (Demirli-Köhnüş Vadisi (Rota-1.11 (5.4 km)))

Yürüyüşten sonra akşama doğru araçla Gazlıgöl’e geçip Termal otelde dinlenmeye çekildik.

4. Gün 21.05.2019 Salı

Termal otelde kahvaltı dan sonra Sarıcaova Köyü’ne araçla geçip  Frig Yolu’nda yürüyüşe devam ettik. (Sarıcaova-Aslankaya Anıtı (Rota-1.14A (5.6 km)) ve Rota-1.16 (5.4 km)))

Yürüyüşten sonra 14.00 İstanbul’a dönüşe geçtik ve saat 22:00 civarı istanbula giriş yaptık.

Bu etkinliğe katkı sağlayan ,

Afyonkarahisar Turizm il md’lüğüne,
Prof.Dr.Hüseyin Sarı’ya
Frig evine,
Frikya Organik’e
Tanju Tetik’e
Midas Han’a
Ugo Turizm’e ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ederiz.

Çok beğeni alan bu etkinliğimizin tekrarını hemen planladık.

Katılım ve detay için : https://www.istanbuldoga.org/detay.asp?id=444

Tags, , , , , , , , ,

En kullanışlı 10 çadır

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/seyahat

Geçen hafta Hürriyet Ekonomi sayfalarında, ‘Bu yaz kamptayız’ başlıklı bir haber vardı. Haberde, artan yabancı turist sayısı ve yükselen döviz kurları nedeniyle otel fiyatlarının arttığından, yerli turistin çareyi çadır kurmakta bulduğundan bahsediliyordu. Çadır ve kamp malzemeleri satışının geçen yıla göre iki kat arttığını duyunca, kamp çadırının en iyilerini seçmeye karar verdik. Alanında uzman jürimiz, mevsimlik çadırlarda kendi tercihlerini sıraladı.

 

Süleyman Şahin / İst. Doğa Spor. Kulübü Bşk.
Gece kurulumu çok rahat
Vango Alpha River 300
Kumaşı yanmaya dayanıklı ve su geçirmiyor. Birçok testte rüzgâr dayanıklılığı onaylanmış bir ürün. Kolay kurulumu, aydınlık bagaj alanı, hafifliği ve çok sayıda iç cebi sayesinde konforu artırıyor. Karanlıkta parlayan pimleme noktaları sayesinde gece kurulumu da çok rahat. Süleyman Şahin “Çadır ayrıca tek tente olarak kullanılabilen ergonomik bir tasarıma sahip” diyor. Fiyatı 800 TL

En kullanışlı 10 çadır

Osman Yaşar / İst. Doğa Kamp Karavan Kulübü
Dört mevsime uygun
Husky Bret
Geleneksel kubbe şeklindeki çatısıyla dört mevsim kullanıma uygun. İki alüminyum çubuk ve 12 noktadan yere sabitleme özelliğiyle sert rüzgârlara karşı dayanıklı. Ayrıca iki girişe ve bir bagaja sahip. Nefes alabilen kumaşı ve istendiğinde kapatılabilen iki adet havalandırmasıyla rahat bir kullanım sağlıyor. Fiyatı: 770 TL (www.huskyturkiye.com)

En kullanışlı 10 çadır

Memet Güngör / İst. Doğa Dağcılık Spor Kulübü antrenörü
Sıcak havaların en iyisi
Vaude Taurus Campo 3P
İç ve dış tentesi birbirinden bağımsız olduğundan çok yönlü bir kullanım sunuyor. Yapısında kullanılan çubuklar çadırın dayanıklılığını etkilemiyor. Kapı üzerinde bulunan fonksiyonel fermuarlar farklı şekilde açılarak havalandırmada ya da giriş çıkışlar için kullanılıyor. Memet Güngör sıcak havalarda rahat bir kamp geçirmek isteyenlere öneriyor. 1600-1900 TL arasında değişiyor.

En kullanışlı 10 çadır

Mehmet Çiçek / İst. Doğa Spor. Kulübü Bşk. Yrd.
Güneşle biten uykuya son
Arpenaz 3 Fresh & Black
Kurulum kolaylığının yanı sıra çadırın en güzel özelliği ışık geçirmemesi. Diğer çadırlarda gün- doğumu ile uyanırken bu çadırda havanın aydınlandığını anlamıyorsunuz. Yaz günlerinde ise güneşi yansıtan dış tentesi sayesinde sağladığı serinlik üst düzey bir konfor sunuyor. Mehmet Çiçek “Hem özellikleri hem de fiyat performans açısından en uygun çadır” diyor. Fiyatı: 450 TL

En kullanışlı 10 çadır

Erol Geygel / Kamptrek Doğa Sporları rehberi
Cibinlik ve ‘yüksek’ rahatlık
Husky Bonelli
130 cm tavan yüksekliğiyle rahat bir şekilde çadır içinde hareket etme imkânı sağlıyor. Nefes alabilen iç katman sayesinde içeride buğu oluşmuyor ve damlama yapmıyor. “Çift katmanı sayesinde sıcak havalarda daha iyi hava sirkülasyonu için cibinlik büyük avantaj sağlıyor” diyor Erol Geygel. Fiyatı: 900 TL. (www.huskyturkiye.com)

En kullanışlı 10 çadır

Hatice Uyar / Trekist Doğa Sporları rehberi
Her koşulda güven
The North Face Triarch 2 (T93byegne)
En hafiflerden biri olduğundan taşınabilirliği kolay… Su geçirmeyen ve nefes alabilen kumaşı ve dayanıklılığı ile kampçılara güven veren bir ürün. İç tentesinin üzerinde bulunan ceplere ufak eşyalarınızı saklayabiliyorsunuz. Hatice Uyar “Hem hafif hem dayanıklı olmasıyla her türlü iklim koşulunda güvenle kamp yapmak için harika bir ürün” diyor. Fiyatı: 3700 TL.

En kullanışlı 10 çadır

Yıldırım Güngör / Seyahat yazarı
Bu mevsimde en iyisi
Marmot Vapor
Çadırın tasarımı rüzgâr enerjisini karşılayarak dağıtıyor. Böylece çadır rüzgârdan zarar görmüyor. Çift bagaj özelliğinin olması büyük avantaj! Çadır içinde aydınlatmanın iyi olmasını sağlayan tavan filesi bulunuyor. Fermuarlarının çok kolay açılıp kapanması ve takılmaması ise önemli bir özellik! Yıldırım Güngör “Yağmurlardan korkmadan mevsimin tadını çıkarmak için en ideal çadır” diyor. Fiyatı: 2000-2400 TL arasında değişiyor.

En kullanışlı 10 çadır

Abdullah Özdemir / Doğa gezgini
Bir çadır, iki oda
Husky Bromer
İki ayrı yatma bölümünün olması ve su geçirmeme özelliği bulunuyor. Uzun kamp süreçlerine uygun bir dizaynı var ve rüzgârlı havalara karşı dayanıklı. “Çift katman çadır olması nedeniyle güneş ışınlarına karşı koruyucu… Bu özelliği sıcak havalarda kullanımı da kolaylaştırıyor” diyor Abdullah Özdemir. Fiyatı: 1650 TL. (www.huskyturkiye.com)

En kullanışlı 10 çadır

Nadiye Çağlar / Hürriyet Seyahat gezgini
Yaz kampı sevenlere
Jack Wolfskin Skyrocket III Dome
İki katlı çadır yaz mevsime uygun olarak tasarlanmış. 115 santimetrelik tavan yüksekliği, içerisinde rahatça oturmaya ve hareket etmeye imkân sağlıyor. 170 santimetrelik iç çadır genişliği ile de üç uyku tulumu yan yana sığıyor. Nadiye Çağlar, “Ailecek doğada olmayı seven çocuklu aileler için en iyi tercihlerden biri” diyor. Fiyatı: 2000 TL (www.jack-wolfskin.com)

En kullanışlı 10 çadır

Bahar Gündoğdu / Hürriyet Seyahat gezgini
Yüksek konfor isteyenlere
Husky Felen
Geniş bir iç hacmi ve 130 cm tavan yüksekliğine sahip. Nefes alabilir iç kısmı ile ondan bağımsız naylon cibinlik bulunuyor. Haşere ve dış ortamdan yalıtımı sağlamak ve hava sirkülasyonunu hızlandırmak için kapı girişinde file kullanılmış. Bahar Gündoğdu “Husky Felen ile yaptığınız gezilerde konforlu bir kamp hayatınız olacak” diyor. Fiyatı: 1500 TL. (www.huskyturkiye.com)

En kullanışlı 10 çadır

Not: Çadırların fiyatları satış noktalarına göre farklılaşabiliyor. Biz kendi sitelerindeki ya da farklı mecralardaki ortalama fiyatları baz aldık. En uygun fiyat için almadan önce iyi araştırılmasında fayda var

Kaynak :

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/en-kullanisli-10-cadir-41194666

Tags, , , , , ,

15 Mayıs Dünya İklim Günü

İklim Değişiminin İlk Etkileri

Dünya İklim Gününde Dünya’ya dair pek iyimser bir tablo çizemiyoruz, zira son yıllarda giderek gündem olmaya başlasa da iklim değişikiliği hızını durdurmuş değiliz.

Zira son 150 yılda, ortalama sıcaklık dünya genelinde 0,8 derece, Avrupa’da ise yaklaşık 1 derece arttı. Küresel ısınmada, özellikle son yıllarda görülen hızlı artış küresel tehdit boyutuna ulaşmış durumda. Bu sorunun önümüzdeki yıllarda da kendini önemli ölçüde hissettireceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Sıcakılık artışının ilk sonuçlarından biri buzullarda erime, son 30 yıldır, her 10 yılda ortalama %2,7’lik bir azalma tespit ediliyor, yani 30 yılda özellikle deniz buzullarında %8’lik bir azalma mevcut. bu alan azalmasının yanı sıra bir de dikey azalma mevcut, yani buzullar ortalama 2-3 metre seviye kaybetmiş durumda.

Küresel deniz seviyesinin de son 100 yılda 10-15 cm yükseldiği tespit edilmiştir (Gel-git hareketleri nedeniyle kesin tespit yapılamamaktadır.) ancak önümüzdeki 100 yılda deniz seviyesinin 50 cm kadar daha yükseleceği hesaplanmaktadır.

Dünya yağış iklimi de önemli derecede değişmiş durumda, Avrupa gibi Kuzey Yarıkürede bulunan bölgelerde yapış artarken, Güney yarıküre’de ve özellikle Afrika’da yapışlarda önemli derecede azalma ile birlikte kuraklık kendini hissettirmekte.

İklimdeki bu değişikliğinin en çok kutupları, okyanus kıtalarını ve yoksul ülkeleride etkileyerek açlık, susuzluk, deniz seviyesinde yükselme, sel ve göç gibi problemleride ardından getirmesi yani küresel ekosistemi etkilemesi ise doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Tarım arazileri ve ürünleri de iklim ani farklılıklarından direkt olarak etkilenmektedir.

.

Ülkelerin Durumları ve Türkiye

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferanslarında yayımlanan bildirgelere göre, iklim değişikliğinin başlıca nedeninden biri sayılan havadaki karbondioksit oranının en yüksek düzeyde seyrettiği ülke yıllık 9,04 milyar ton ile Çin oldu. Çin’i 4,99 milyar ton ile ABD, 2,06 milyar ton ile Hindistan, 1,5 milyar ton ile Rusya izledi. Japonya, 1,14 milyar ton ile beşinci sırada yer aldı. Türkiye, karbondioksit salınımında 317 milyon ton ile 18. sırada bulunuyor.

Küresel anlamda karbondioksit salınımında en büyük pay yüzde 28 ile Çin’e ait. ABD, yüzde 15 ile ikinci sırada yer alıyor, Hindistan yüzde 6, Rusya yüzde 5, Japonya ise yüzde 4 oranında dünya genelinde karbondioksit salınımı payına sahip bulunuyor.

 

Paris İklim Anlaşması

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinine karşı 2015 yılında Paris’te toplanan BM İklim Değişikliği Konferansı, küresel sıcaklık artışının 2 derece ile sınırlı tutulması, hatta 1,5 derecenin altına çekilmesi hedeflerini içeren Paris İklim Anlaşması’nın imzalanmasıyla sona ermiş ve 4 Kasım 2016 tarihi itibarıyla yeterli sayıda üye ülkenin imzalamasının ardından girmişti. Çin’den sonra dünyadaki karbon emisyonlarının salımında ikinci sırada olan ABD’nin, Başkan Donald Trump’un kararıyla Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, anlaşmadaki hedeflere ulaşma konusunda umutsuzluğa yol açsa da başta AB olmak üzere birçok ülke, anlaşmaya bağlı kaldıklarını açıkladı.

Birleşmiş Milletler 24. İklim Konferansı ise Katovice’de 3 Aralık 2018 günü başladı ve 12 gün sürdü burada da 196 ülkenin temsilcisi bulunuyordu. Katovice Kuralları veya Katovice Uzlaşması olarak adlandırılan toplantı kurallarına göre ülkeler karbon salımını azaltma vaatlerini yerine getirecekler, ülkeler ayrıca 2015’de imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın ana unsurlarının hayata geçirilmesi konusunda anlaştılar.

Paris Anlaşması’na taraf olan Türkiye ise 2030 yılı itibarıyla 1 milyar 175 milyon ton olarak öngörülen toplam sera gazı emisyonlarını, yüzde 21’lik azalışla 929 milyon tona indireceğini taahhüt altına almış durumda, bu rakam, OECD ülkelerinin 2012 yılı ortalaması olan kişi başı 12,5 ton emisyon salımı değerinin dahi altında kalıyor.

.

İklim Değişikliği Protestoları

Son günlerde özellikle Avrupa ülkelerinde iklim değişikliğine karşı protestolar ve gösteriler düzenlendiği dikkat çekiyor. Extinction Rebellion’ın (XR – Yokoluş İsyanı) 10 gün süren sivil itaatsizlik eylemleri ile İskoçya ve Galler’in ardından, İngiltere Parlamentosu’nda da “İklim için acil durum” kabul edildi.

İngiltere İşçi Partisi önderliğinde Avam Kamarası’nda alınan karar ile  ‘iklim ve çevre konusunda acil durum’ ilan eden ilk ülke oldu.

Hollanda’da da çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle organize edilen “İklim İçin Yürü” temalı protestolar kapsamında özellikle Amsterdam’da eylemler düzenleniyor.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de de binlerce çevreci, küresel ısınma ve iklim değişiğine dikkati çekmek amacıyla gösteriler yapıyor.

www.azcok.net

Tags, , , , ,