Doğa Hakları Evrensel Beyannamesi

Doğa Hakları Evrensel Beyannamesi


Bolivya Devleti’nin yarattığı Doğa Ana Hakları Evrensel Beyannamesi, Zeynep Arhon’un Dünya gazetesinde yayımlanan ‘Bolivya’nın “Çılgın Planı”‘baylıklı yazısına konu oldu. Arhon’un 25 temmuz’da yayımlanan yazısı şöyle:

“Geleneksel hukuk sistemi bugün sahip olduğumuz sistemden farklıydı: Sadece insan dava açabilir, başka bir insanı mahkemeye verebilirdi.

Şirketlerin güçlenmesi ile bu dar kapsam yetersiz kaldı. Çünkü kurumsal yapıların kanunlara tabi olmadığı bir düzende ortaklar şirketin borcundan sorumlu değildi. Sonuçta şirket battığında ortada hiç kimsenin “problemi olmayan” bir borç kalmakta idi. Amerikan hukuku problemi 1844 yılında çözdü. Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi şirkete ülkenin vatandaşının sahip olduğu hakları verdi. Böylece şirket “insanileşti”. Bugün bir şirket evlenemez, evlat edinemez, devlet kademelerinde görev yapamaz.

Ama arazi ve mülk sahibi olabilir, su ve mineral kaynaklarını uzun süre için kiralayabilir, insana hatta yerel topluluklara karşı dava açabilir. Günümüzde insan hakları liderlerinin bazıları ile birlikte çevreciler, özellikle de ABD Yeşil Partisi, kurumsal dünyaya tanınan hakların fazlalığından şikayetçi.

Konunun bir tarafında kurumsal dünyaya (yaşamayan bir sisteme) verilen haklar varsa diğer tarafında doğadan (yaşayan canlı bir sistemden) alınan haklar var. Yenilen, giyilen, yakılan, kısaca yaşamın devamı için üretilen herşey doğadan geliyor. Doğal kaynakları yeryüzünden çıkaran, bunları işleyen, ürüne ya da enerjiye çeviren şirketler ve dağıtan kanallar kar ediyor. Kaynakların gerçek sahibi olan doğa bu döngüde hiçbir fayda elde etmiyor. Hatta zarara giriyor. Çünkü bugün kullanılan üretim sistemlerinin çoğu döngüsel olmaktan çok uzak ve sınırlı doğal kaynakları sanki hiç sonu gelmeyecekmiş gibi “tüketmek” üzerine kurulu. Tüketmek tam da doğru kelime. Yukarıdaki düşüncelerle yola çıkan Bolivya Devleti gelişmiş ülkelerde dahi çevrecilere şapka çıkartan bir beyanname yarattı: Doğa Ana Hakları Beyannamesi. Adından anlaşılacağı gibi beyanname insanların Endüstri Devrimi ile hiçe saydığı bir dizi hakkı doğaya geri veriyor. İnsan sağlığı ile çevre sağlığının bir bütün olduğunu tanıyor:

“Bugün Doğa anamız yaralı ve insanlığın geleceği tehlikede. Doğa anayı bölünemez, birbirimize bağımlı, birbirimizi tamamlayıcı ve ruhsal bir ilişkiye sahip olduğumuz canlı bir varlık olarak tanımlıyoruz. İnsanların sadece bileşeni oldukları bir sistem içerisinde sadece insanlara hak tanımak kaçınılmaz olarak dengesizliğe yol açıyor. Biz doğa ile yeniden uyumu sağlamak üzere Doğa Ana Hakları Evrensel Beyannamesini öneriyoruz.”

Doğa Ana Hakları Beyannamesi 2009 yılında gerçekleşen, Bolivya hukuki sisteminin baştan yaratılması olarak tanımlanabilecek radikal değişimin uzantısı olarak kaleme alındı. Başbakan Evo Morales’in bir sonraki hedefi dünyanın ilk “Gezegen Bakanlığı”nı kurmak!

Bolivya’nın dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine girmek gibi bir hedefi olmasa da dünya üzerindeki tüm ulus devletler gibi ekonomisini büyütmeyi, ülkedeki refahı arttırmayı, işsizlik ve fakirlik gibi temel problemleri çözmeyi amaçlıyor. Ülkedeki döviz girdisinin üçte biri (500 milyon USD) madencilik şirketlerinden geliyor ve madencilik halkın yaşam kalitesini belirgin olarak düşürüyor. Beyanname ilk olarak madenciliği etkileyecek.

Önümüzdeki yıllarda tüm sektörler üretim faaliyetlerini gözden geçirmek, karbon salınımlarını hesaplamak ve azaltmak zorunda kalacak. Çünkü Bolivya devleti doğaya verdiği değeri net bir şekilde ortaya kondu ve doğaya verilen zararın er ya da geç can yakacağı artık kesin. Doğa Ana Hakları Evrensel Beyannamesi bundan 5 yıl önce Stern Raporu’nun tüm açıklığı ile ortaya koyduğu gerçeği, gelişime son derece ihtiyaç duyan bir üçüncü dünya ülkesinin sindirdiğini gösteriyor: Çevreye zarar vererek kalkınmak mümkün değildir.

And Dağları’na kurulu küçük bir ülke geleceği şekillendirmede dev bir adım attı. Amerikan Hukuku’nun yaklaşık iki asır önce attığı adım belki de Bolivya hukuku sayesinde dengelenecek.”